Tuesday, September 15, 2009

Saturday, June 27, 2009

“Ne olduysa bu yalnız gecelerde oldu”


“Ne olduysa bu yalnız gecelerde oldu”

Belkide kaleme aldığım son satırlar bunlar. Sen şu an neredesin ve kim bilir kiminlesin diye sormadan gidiyorum. Sormuyorum ve bir daha sormayacağım. Sessiz sedasız birkaç satır karalayacağım ve gideceğim. Biliyor musun; gitmek senin kadar güzelmiş yeni anladım…

Şu anda hep her zaman, her damlasına aşık olduğum yağmur yağıyor. Sensiz, damlaların cama vuruşunun bile tadı yok. Tamam itiraf ediyorum; sensiz İstanbul’un bile tadı yok. O boğazın kokusunu, dalgaların kayaları dövüşünü, soğuğunu, sıcağını, her an değişen havasını sevişim aşktan mıydı ki?

Yağmur yağıyor ve ben, sensiz bu güzellik bana haram diye bağırıyorum avazım çıktığınca. Gecenin en sessiz ve en bana ait olan saatleri. Düşünüyorum da bu saatlerde nefes almaya başlamıştım ilkin. Biz zoru başarmıştık seninle, bir araya gelmesi belki de olanaksız şiirleri, şarkıları ve hatta suskunlukları buluşturmuştuk birlikte. Güneş üstümüze doğuyordu. Biz kuş seslerini keyifle dinliyorduk…

Aşkı aramıyordum ki ben. Sen ve ben, biz birbirimizi aramıyorduk ki. Ama bulduk birbirimizi. Bulduktan sonra başladı kendimizi aramalarımız. Yok olmayı düşünen ben, senin için binlerce yıl yaşamayı göze almıştım. Seni kalemin ucunda, sayfaların ortasında bulmuştum. Ama sen……

Sen yaşamın içindeydin. Sana güzel sözler söylemek istedim hep. Kelimeleri süsleyip süsleyip sunmak istedim sana. Ama tek kelime çıktı hep dilimden. “Gelincik”… Bildiğim en güzel şeydi, sense hayatta tanıdığım en güzel şeydin

Sunday, June 7, 2009

upuzun köprüler kurdum içimdeki yolculuklara sana kavuşmak için


upuzun köprüler kurdum içimdeki yolculuklara sana kavuşmak için


bilki sensiz uzak bir dağbaşı ıssızlığıyım
yoksan ürpertilerde tiril tirildir yapraklarım
seni özlemenin korkunç girdabında
göğünü ve yönünü yitirmiş göçmen bir bulut olup
her gece uçurumlara ağlarım

hasret ateşine bürünürken geceler
uzun ayrılıkların dağladığı sevdalarda
korkunç alevler içirdim seni seven yanıma
iç çekmeyi öğrendi bir yanım, acı çekmeyi bir yanım
ve ardından oturup ağladım küskün ırmaklar gibi
karışıp gitti gözyaşlarım çağlayanlara
silmedin

ey kırçıl saçlarımda yıldız tutuşturan
alıp savuran yangınlara yalnızlıklara
hazan bahçelerinde yaralı bir güldür kalbim şimdi
dört mevsim aşkı kanayan
sen ki, yüreğimde demlenen aysın her gece
gözlerimde çiçeklenen aşk
uzun saçlı hasretimsin
geçen bütün mevsimlerde seni bekledim
gelmedin

özlemlerle yaralı bir yağmur bulutuyum şimdi
firari bir hüznün girdabında yitirdim güldesenli sevinçlerimi
bil ki, çağlayan bütün nehirler benim gözlerimdir
benim yüreğimdir ağlayan bütün denizler
su içtiğim bütün pınarlarda seni susarım
seni sorarım geçtiğim bütün yollarda
düştüğüm her uçuruma bir tutam çiçek bırakır gibi
bir tutam kor ve bir demet gözyaşı bıraktım senin için
gelmedin bilmedin silmedin...

Bir gün gökyüzü gülünce ve geçince üşümesi kalbimin
bütün hasretleri yükleyip rüzgarın kanatlarına
yüreğimde taşıdığım sevda aleviyle
upuzun yollardan çıkıp geleceğim sana... Bekle...

Saturday, May 30, 2009

FOTOGRAF CEKMENIN ZAMANI YOKTUR TIPKI ASKIN ZAMANI GIBI



Esaretin zincirleriyle bağlanmış cesaretimi sürüklüyorum, gittiğim yerlere..
zincirin şıkırtılı sesi hep aynı acıyan yerime vuruyor…
gecenin yarısında ,nakaratı sende kalmış bir ezgiyle düşüyorum yola…
damağımda son sözlerinin kavurgan tadı
ve yüreğimde derin bir burkulmayla,
mahçup uyuyan sularda akıyorum…
göğsümde çoğalan susuşlar biriktiriyorum…

Suç benim…
Birlikte içtiğimiz sigaraların dumanında boğuldum…
Artık her sigara yakışım ,sol göğsümde gıcırdayan
berbat bir öksürük nöbetine dönüşüyor…
Anladım…
Öksürmekle sökülmeyeceksin ciğerimden…
Bir sigara daha yakıyorum ,yanımda yatan ruhumu zehirleyerek…
Dudağımdan çıkardığım duman halkalarına asıyorum,
dönüş yollarımın darboğazlarını…
Boğazlanıyorum günbe gün ,yorgun düşmüş ,
sana yenilen benliğimle
Karantinaya alınmış Gülüşlerimi saklı-yorum,
kırık-dökük bir yaşamın zındanlarında…
Bir camın kırılışına verdim zerreciklerimi…
Birde hayaline sarılıp ,savruldum uzak coğrafyalara…
sessizliğin ve yalnızlığın ucundayım…
ne yana gitsem,milleri uzatıyorum kendimle…
Geceden kalma sorularla, günaydınsız bir sabaha uyanıyorum ..
Demir meridyenlerle çizilmiş penceremden,
rastgele bir ışık sızıyor odama…Arsız bir sevincin izdüşümü..
Kırık hıçkırıklarla kurşunlanmış uykumu, asıp ranzama.geçiyorum aynanın karşısına..kavruk bir yüze bakıyorum
Ne çok olmuş aynalara küseli…


Soğuk ve sessiz taş parçalarının arasında ,
öğrenmediğim acılar biriktiriyorum yaşama dair…
sevinci hırpalanmış çocuk gibi,
kapı arkalarında söyleniyorum kırılganlıklarımı…
Dar bir odada dönüyorum şimdi…
sinirlerim ne kadar yoklasada ihanetin sınırlarını…
zulamda hala tebessüm tozu var…

Seni alıp götüren bir fırtınanın ertesiyim…içimde sağır bir zaman…
Kör bir gece ,sedef’ten gölgeler döküyor avuçlarıma…
Alaca kanatlı atlılar ,ellerinde simsiyah güllerle geliyor ,
yalnızlık merasimime..

Sen yoksun başucumda..
Sıla ‘ya giden yollarım tutuk…bekleyen yok

Tuesday, May 19, 2009

“Ne olduysa bu yalnız gecelerde oldu”


Belkide kaleme aldığım son satırlar bunlar. Sen şu an neredesin ve kim bilir kiminlesin diye sormadan gidiyorum. Sormuyorum ve bir daha sormayacağım. Sessiz sedasız birkaç satır karalayacağım ve gideceğim. Biliyor musun; gitmek senin kadar güzelmiş yeni anladım…

Şu anda hep her zaman, her damlasına aşık olduğum yağmur yağıyor. Sensiz, damlaların cama vuruşunun bile tadı yok. Tamam itiraf ediyorum; sensiz İstanbul’un bile tadı yok. O boğazın kokusunu, dalgaların kayaları dövüşünü, soğuğunu, sıcağını, her an değişen havasını sevişim aşktan mıydı ki?

Yağmur yağıyor ve ben, sensiz bu güzellik bana haram diye bağırıyorum avazım çıktığınca. Gecenin en sessiz ve en bana ait olan saatleri. Düşünüyorum da bu saatlerde nefes almaya başlamıştım ilkin. Biz zoru başarmıştık seninle, bir araya gelmesi belki de olanaksız şiirleri, şarkıları ve hatta suskunlukları buluşturmuştuk birlikte. Güneş üstümüze doğuyordu. Biz kuş seslerini keyifle dinliyorduk…

Aşkı aramıyordum ki ben. Sen ve ben, biz birbirimizi aramıyorduk ki. Ama bulduk birbirimizi. Bulduktan sonra başladı kendimizi aramalarımız. Yok olmayı düşünen ben, senin için binlerce yıl yaşamayı göze almıştım. Seni kalemin ucunda, sayfaların ortasında bulmuştum. Ama sen……

Sen yaşamın içindeydin. Sana güzel sözler söylemek istedim hep. Kelimeleri süsleyip süsleyip sunmak istedim sana. Ama tek kelime çıktı hep dilimden. “Gelincik”… Bildiğim en güzel şeydi, sense hayatta tanıdığım en güzel şeydin

Tuesday, May 5, 2009

İyi geceler diyalogları



-iyice girer al da rahatlık versinn
-lan olum o iyi geceler Allah rahatlık versin değilmiydi?
-tabuları yıkmak lazım abi....


-iyi geceler rüyanda beni gör
-kabus gör diosun yani
-bir bakıma


-iyi geceler tatlı rüyalar
-o nasıl oluyor lan
-profiterolü düşün
-ee o normal tatlı
-hah şimdi onu jenifer lopezın üstünden yerken düşün kendini
-oy oy oy
-bak böyle oluyor tatlı rüya



-iyi geceler
-Yesin seni keçiler
-höst ulan iyi bişi demiştik bee



-iyi geceler renkli rüyalar
-sana ne ulan benım rüyamın rengınden
-noldu usta niye kızıyorsun??
-delıkanlı adam renkli rüya görmez


-hadi benım el yatar ıyi geceler
-el dısında kalan uzuvların yatmıyor mu?
-hö?
-yok bişi uyu


-bu ne şıklık yatmıacan mı sen?
-yoo buluşmaya gidiyorum..
-kimle??
-rüyalarımın prensesıyle


-hadi iyi geceler ALLAHım bana sakallayı dedeyi göster....
-höhhhhhh


-iyi geceler
-öpsün seni zeki müren
-uymadı abı bu
-baştan al...
-pekı abı..iyi geceler
-yalasın seni köpekler
-bak bu oldu.
-afiyetolsun..


-iyi geceler kocacım
-iyi geceler..ALLAHım rahmetını üstümden esırgeme
-amin..
-bu mendebur kadını verdın bari rüyalarda bişiiler göster


ALLAHım yatıyorum verdiğin nimetler için şükürler olsun
rüyama aksakallı dedeyi gönder altılıyı bılenınden olsun

Sunday, April 19, 2009

Karşı Cinsle Tanışma Denemeleri !!


- pardon, bi saatiniz varmıydı acaba?
- yok!
- yarım saat de olur, hatta 15 dakika.
- hö? ne?

(biri tanışma heveslisi, diğeri işbirlikçisi olmak üzere iki kişi konuşmaktadır, hedef konuşmaları duyabilecek şekilde konuşlanmıştır)
1- yok abi o değil diyorum..
2- o ya.. baksana kaş, göz. aynı. kesin eminim o.
1- ya hayır o daha uzun boyluydu sanki
(bu noktada dişi kişi kıllanır, bir iki bakış atar ama pek aldırış etmez)
2- ya her iddiasına varım o. gidip sorucam.
(2 dişinin yanına gider)
2- ya afedersin. sen şu starın güzellik yarışmasında 2. olan kız değil misin?
dişi- (kızarır, utanır, şımarır) hihi..yok hayır, benzettiniz sanırım..(smileyler havada uçuşur)
2- evet, düşündüm de sen daha güzelsin zaten (ve akabinde akşam yemeği)
[başarı yüzdesi : %86.25]

dişi dondurma yerken yanına gidilir
-yalayabilirmiyim
-hayır
- o zaman dondurmandan yaliyim.ehehe
-çat
[başarı yüzdesi : %0]

-pardon bayan, at gibisiniz
[basari yuzdesi: 100% travesti dayagi]

+ merhaba, daha once tani$madik ama bu tani$mamiza nasil engel olabilir dunyanin bile giderek kureselle$tigi bir donemde?
- ha?
+ yani diyorum ki pekos bill nasil da dovdu o kizilderilileri helal olsun vallahi.
- ya bu sacma laflarla bir yere varmayi umuyor musun cidden?
+ ba$ka onerilerin varsa dinlemeye hazirim ?
- mavi ekran

- merhaba... tanisabilir miyiz?
- nerden esti?
- eeee.. seyyy... kuzeyden desem?

1998 yer atlas pasajı önü. liseli belki de orta okullu kız sürüsü ortama dolar. belli ki bir pislik peşindedirler. içlerinden biri çevredekilerin şaşkın bakışları arasında kurbanının boynuna atlar.
- atillaaaaaa
kurban bir saldırıyı önceden tahmin ettiği için çoktan hazırlığını yapmıştır. kızı belinden tutarak tren istasyonlarında görmeye alıştığımız şekilde döndürür.
- naber ayşee? nerelerdesin gözükmüyosun ne zamandır.
(beklediğinden çok farklı bir tepkiyle karşılaşan dişi bir de havada iki tur dönmenin etkisiyle iyice sersemlemiştir.)
- şey ben ayşe değilim
- siktir et ben de atilla değilim zaten.
(kız çuvallamanın verdiği utançla arkadaşlarının yanına dönerken, diğer kişi kendini olayın sonuna yetişmiş kız arkadaşla girilecek herhangi bir diyaloğa hazırlamaya başlamıştır)
- kimdi o kız saruman
- adını bilmiyorum ama ayşe değilmiş.

x dişisi y erkeğine çarpar ve akabinde
x-pardon
y-önemli değil
x-resmen üstüne çıktım
y-önemli değil bana sık olur zaten

- deminden beri bakışıyoruz, bakışmak mı istiosun tanışmak mı?
- bakışmak
- şu köşeye git ve beni ordan izle o zaman.

a-siz yenisiniz galiba?
b-hayır 6 aydır burda çalışıyorum ben.
a-aa öyle mi? ben daha ilk defa görüyorum sizi...
b-evet geçen sefer de aynısını söylemiştiniz..
a:.....

(sınıfta güzel ve ders kaçırmayan bir kızın yanına gidilir)
-eöhm pardon ya ben bi kaç ders kaçırdım da acaba notlarını fotkopi çektirebilir miyim?
-olur
-de beni şimdi acelem var mesela ben akşam çektirsem yarın sana geri veririm
-yarın nasıl bulacaksın beni
-sakıncası yoksa telefon numaranı verirsen ben yarın ararım
-hmm tamam
(böylece hem kızla tanışılır, hem de telefon numarası alınır)

-pardon, meraba, cengizi tanıyor musunuz acaba?
-?! hmm, bir düşüneyim... sanırım tanımıyorum.
-peki, o zaman tanışalım ben cengiz. sizin ism..
-...

-naber nasilsin
+ on dakikadir yuzume bakiyorsun bunu mu buldun ?
-ne bulaydim ?

-oo kisa sac yakisiyormus sana
+affedersin de niye tanisiyormus gibi yapiyoruz?
-ben o evrelerde syorum
+ha tamam o zaman adin neydi senin ?

erkek: pardon bayan ateşinizi alabilir miyim?
pırasa:alışın kuvvetliyse alabilirsin canım
e:?? fakat fakat ???

- merhaba ben cem, 100 metreyi 10 saniyede koşarım.
- hı?

-merhaba beraber yürüyelim mi ?
-hayır
-peki koşsak olur mu ?

isyankar tanışma modeli :
-pardon, merhaba tanışabilir miyiz?
-hayır.
-ama niye?
-hayır dedik ya.
-ya ben senle aynı evde oturmuyorsam, aynı okulda okumuyorsam, aynı arkadaş grubumuzda yoksa, nasıl tanışacam söyler misin?

-farkındaysanız bi saattir sizi kesiyorum?!
-hö??!!

erkek elinde tuttuğu bardaktaki sudan bir yudum alır ve karşısındaki kadına:
-su çok güzel, gelsene.
der. sonrasında ne olur ne biter hiçbir fikrim yok açıkcası.

once cakmak yakilarak kizin oturdugu masaya yaklasilir, ve kizin ayaginin altinda biseyler ariyormus edasiyla telasli telasli yerlere bakilir, olaylar gelisir:
-napiyosun sen sapik?
-ya ariyorum bulamiyorum bi turlu alla alla
-ne ariyosun?
-tanismak icin bahane..

sigara icmeye cikan erkek, uzun sure kestigi kiza en sonunda uzaktan gulumseyerek seslenir:
e - merhaba
k - ... (suratini cevirir gider)
e - (kizin arkasindan) yersin i$te boyle merhabayi (sigaradan bir nefes daha alir, arkada$lar yarilmi$tir)

e-seninle tanismak icin bi bahane bulmam gerekiyomu sence?
k-?!

olay bir otobüste önümdeki koltukta yaşanmıştır.
iki erkek arkadaş otobüse binmişlerdir ve sadece tek bir oturacak yer vardır. o da güzel bir kızın yanıdır. erkeklerin isimleri kısaca a ve b olsun.
a kızın yanına oturur b de yanıbaşında ayakta dikilmektedir.
b kıza bakarak konuşmaya başlar.
b- güzelmiş adaş.
a- bilmiyorum, ben dönüp bakamıyorum.
b- niye lan? bak işte, valla güzel, giyinmesini de biliyo.
a- (kıza dönüp bakar) evet hakkaten güzelmiş. tanışsak mı acaba?
(kızdan hiç ses çıkmamaktadır.)
b- vercek mi adaş?
a- bilmem, ona sor.
b- vercen mi?
a- ben olsam senin gibi birine vermem.
b- vermiycek herhalde, baksana hiçbişey demedi.
a- vermiycek adaş vazgeç.
b- ben ismini vercek mi diye soruyorum, yanlış anladı kesin beni. türkçe esnek tabi.
kız - kaptan, müsait bir yerde lütfen.
kız - çekilirmisin, ineyim.
a- çekilmesem de sen üstümden atlasan
kız - çekilmez bir insansın zaten
b- evet adaş, otuzbir olsan çekilmezsin valla. yol versene kıza.
a- ulen hemen sattın beni... tamam kızım sen in burda. ben de bu satıcı ile gay takılayım bundan sonra.
kız - yakışır...

otobüse elimde pilavla binmem sonucu ortaya çıkan deneme..
çift katlı otobüsün en arkasına geçip otururdum.
bir iki kaşık yememle beraber hemen önümdeki kız kalkıp bir ön sıraya geçti...
arkadaşa dönüp;
ben: kokudan kaçtı galba yaw?
kız: (dönerek ve gülümseyerek) hayır çok rüzgar geliyordu o yüzden kalktım.
ben: peki. bir kaşık istermisin?
kız: ?? ee hayır
ben: e peki sakız veriyim o zaman,
kız: tamam bak ondan alırım...
ben: hehe al bakalım. bu arada ben x.
kız: ben de y memnun oldum

-aa ne güzel broş bu böyle?
-pazardan aldım, 3 milyon

e-pardon bayan, telefon numarami kaybettim, sizinkini alabilir miyim?
k-?!?!?!

-meraba dünyalı biz dostuz.
-aferim.

kaynak : ekşisözlük