Tuesday, February 24, 2009

Lost Adasında birde Türk Olsaydı neler olurdu?


-hatch'in içinde sigara içen kırk tane adam.
.-sahile hatch'den kaçak elektrik çekilirdi.
-türk: o sortu giymeni istemiyorum artik.
-kate:sen neden bahsediyorsun buna karisamazsın.
-türk: bu adayi zindan ederim sana git cay koy.
-bana bişi olmaz mantığı güder. yüzerek kurtulmaya çalışıp ilk bölümde ölür.
-sahilde ateş yakıp charlie'nin gitarını da elinden alıp başlardı delikanlımız akdeniz akşamları'nı söylemeye..
-others haraca bağlanırdı ..
-konuşmam olm ben o kadınla danielle midir nedir--niye ln naaptı sana- boykot ediyom ben fransızları...
+kate-ne var+bacımsın-kaybolmadık olm şurayı dönünce..-
bayram münasebetiyle others larin saskin bakislari altinda köylerine girerlerdi.
henry ile barismaya calisir "bayramda küslük olmaz" deyip belki köylerinden bir de kiz almaya kalkarlardi.
-bu adada kaybolduğunuzu resmileştimek için bir ikametgah ilmuhaberi 4 adet vesikalık fotoğraf bir de idrar testi lazımdır"
-Lost adası muhtarlığı...-Türklum bizim o bilgisayara girdiğimiz numaralar varya o neymiş biliomusun?
Türk2:neymiş abi o?-T
ürk: windows koduymuş ln. lok adam gibi kuramamış başta. register ediyim mi diye soruyo hep later demişler onun için çıkıyomuş..
-Turk: ahahah boylede tavlayi kolunun altina alirsin kocumlocke: ...turk: eheheh git de cay getir sen bana hohohoh.locke: ...
turk: kizmiyorsun dimi aslanim? vallahi sevdigim icin takiliyorum.uçağın düşme sebebinin türk yolcunun cep telefonunu açık bırakması olduğu ortaya çıkardı..

Monday, February 23, 2009

HAYDAR DÜMEN'E AKLA ZİYAN SEKS SORULARI!..




Soru: Bu köşeyi hazırladığınız için çok teşekkür ederim. Ben bir kamyon şoförüyle nişanlıyım. Uzun aralarla beraber oluyoruz. Bana yatakta çok sert davranıyor. Ona bunu söylediğimde kabul etmiyor. Vajinamda çok ağrı oluyor. Bu durumu nasıl aşarım? Rumuz: Akıncı


Yanıt: Sevgili okurum. Nişanlınızın bir kamyon şoförü olduğunu söylüyorsunuz. Adam ağır işçi. Bütün özelliği gücünü kullanmaya dayalı. Tabii ki o arabayı durdurmak için frene, yürütmek için de gaz pedalına biraz sert basıyor. Bu sertlik onun kimliğine yansımış olmalı. Size kızması da örneğin frene bastı, araba durmazsa arabasına kızabilir. O alışkanlıktan olsa gerek. Sizi de kendisinin bir aracı gibi görüyor olmalı. Eğer böyleyse biraz işiniz zor. Benden söylemesi, sevgilerimle.

Soru: Sevdiğim kızın annesi doğumda ölmüş, o da ölür mü?

Yanıt: Bana değil, bir yolunu bulup Allah'a sormalısın


Soru: Merhaba sayın doktor Haydar Dümen. Öncellikle millete karşı cinsellik konusunda bilgi verdiğiniz ve eğittiğiniz için sizi kutlarım. Benim de bazı sorularım var. 1) İlk gece ilişkide kadının illa altta mı kalması lazım. Yani kadın adamın altına yatacağına, adam kadının altına yatsa olmaz mı? 2) Penis kırılması nasıl olur. Et parçası nasıl kırılır? Kırılma olayı doğruysa nasıl kırılır ve tedavisi nasıldır? 3) Kadınların sıvısı neden biter? 4) Sevdiğim kızın annesi onu doğururken ölmüş. Eğer ben sevdiğimle evlenecek olursam ki öyle görünüyor, o da çocuk doğururken ölür mü? Bunun genetik olup olmadığını nasıl anlarız? Hamileliğin ilk haftalarında aylar sonra teşkil edebilecek bir durum daha hamileliğin başında anlaşılır mı? Ne tavsiye edersiniz. 5) Bundan 100- 150 belki de 200 yıl önce insanların sperm sayıları 70-80 milyonmuş. Şimdiki nesillerin ise 15-20 milyon. Bir insanın penisine kaç tane sperm sığdırılabilir ki? Üst limite çıkartmak istesem kaç ay ya da yıl geçmesi lazım? 6) Sırtımda orman gibi tüy var ve son derece rahatsızım. Genetik olarak çocuklarıma geçmesini istemiyorum. Lazerle operasyon geçirirsem cinsel organ olarak daha aktif olmamı sağlar mı ya da kısırlık tehlikesi var mıdır? Bu konuya hangi doktor bakar. Şimdiden teşekkürler. Hocam, sen bir numarasın.


Yanıt: Değerli okurum, 1) İster alta yat, ister üste çık. Nerede ve nasıl yatarsanız yatın bu işi adam gibi estetik, önyargısız, ileride içinizde tatlı anılar kalacak bir biçimde uygulayın. Yol sizin, araba sizin. 2) Penis et parçası değildir. İçinde etten sünger vardır. Sünger kanla dolunca sertleşir. Birçok insanda o kadar çok sertleşir ki gene halkın deyimiyle 'kemik ya da çivi gibi olur'. Ani ve sert bir hareketle örneğin kadının üzerine düşmesi gibi bir kaza sonucu sünger yırtılır ve penis kırılır tedavisi ameliyatladır. 3) Bilmiyorum. Onu hanımla özel olarak konuşmak gerekir. Yani bazı yemeğe, bazı insanların ağzının suyu akar. Ama yemek iştah açıcı değilse bu mübarek tükürük bile kurur. 4) Değerli okurum, bu soru bana yanlışlıkla gelmiş. Bir yolunu bulup Allah'a sormalısın. Ya da ulemalara! 5) Absürtle uğraşmak absürttür. Yani saçma bir soruna verilecek her türlü yanıt da saçmadır. Nereden çıkarıyorsun 200 yıl önce spermler şu kadarmış ya da şimdi bu kadardır diye. Penis su deposu değil ki. Doldurabildiğimiz kadar sperm dolduralım. Testislerin ne güne duruyor ki? Yorulmaz işçiler gibi, kapalı cezaevleri gibi hücrelerinde durmadan sperm üretiyorlar, işleri bu. Bu nedenle belirli bir sınır koymak gibi bir olay yok. 6) Değerli okurum, sen sırtındaki orman gibi tüylerin olduğunu söylemesen de ben tahmin etmiştim. Neden diye sorarsan cinselliğe bu denli kafa yoran insanın içgüdüleri güçlüdür. Kıllar da birazcık cinsel aktivitesi gibi ya da hormon çokluğunun işareti gibidir. Yukarıdaki sözüm yanlış anlaşılmaya. Bu yanıtta benden sana: "Şimdiden teşekkür ederim, doktor sen bir numarasın" diyorsun. Eğer ayıp olmazsa, vallahi bana da öyle geliyor. Sağ ol.


Soru: Kafamdan seksi silemiyorum

Yanıt: Tüpünü doldurmana bak


Soru: Merhaba. Öncelikle sorularımızı yanıtladığınız için size teşekkür ediyorum. Ben 16 yaşında, genç bir erkeğim. Benim sorunum seksi çok sevmem. Canım her zaman istiyor. Bazen kendimden küçük kızlara ilgi duyuyorum. Onları istiyorum. Ve çok mastürbasyon yapıyorum. Günde iki-üç defa. Zararlı mıdır? Kafamdan seksi silemiyorum. Sizce ne yapmam gerekir? Çok teşekkür ederim.

Yanıt: Sevgili yavrum. Biraz rahatla, biraz spor yap, koş. Odanda yalnız kalma. İçine kapanma. Cinsellikle ilgili resim ya da televizyon programlarına fazla bakma. Haftada üç-dört defa mastürbasyon yap. Kendini hayatın gelecek zorluklarına hazırla. Şimdiden dağarcığa ne koyarsan ileride onu kullanacaksın. Tüpünü doldurmana bak. İleride karın da, çocukların da senden bir şeyler isteyecek. Dünya seksle idare edilseydi hiç kimse yataktan çıkmazdı. Bizler de mağara devri yaşardık.


Soru: Merhaba, ben olgun bir kadınım. Pek çok cinsel ilişkim oldu. Üç aylık sevgilimin garip fantezileri var. Hep araba, sinema gibi yakalanabileceğimiz yerlerde ilişkiye girmek istiyor. Ben de yakalanarak oturduğumuz muhitte adımın kötüye çıkmasını istemiyorum. Ama erkek arkadaşımı da seviyorum. Onu kaybetmek istemiyorum. Sizce ne yapmalıyım?


Yanıt: Sevgili okurum. Fantezilerin sınırı yoktur. Her fantezi aşırıya doğru yol aldığında sapmanın eşiğine gelir. Ve sonra da ondan kurtulmak zorlaşır. Aslında gerekli olan ve dozunda kullanıldığı zaman zevke zevk katar. Beşamel soslu bonfile gibi. Tek başına sos yeterli olmayacağı gibi, sossuz bir bonfile de kuru gelebilir. İkisi yan yana geldiği zaman her şey mükemmel olur. Damak doymak bilmez. Mide "Daha daha" diye ister. Ama bir tabakta ceviz kadar bonfile, iki kepçe beşamel sos olursa o da çok iştah açmaz. Yani sosu kaşıklamaktan başka çare kalmaz. Partnerinizin arabada yapacağı seks fantezilerine yakalanmama koşuluyla "Olur" diyelim. Hayat sizin, yol sizin, keyif sizin, seks sizin. Bizler burada biraz gevezelik yapıyoruz.


Soru: İlişkiden sonra ölmek istiyorum .


Yanıt: Canın ne istiyorsa onu yap ama başını belaya sokma!..


Soru: Merhaba Haydar bey. Benim sorunum çok büyük. Kendimden küçüklere ilgi duyuyorum ve onlarla ilişkiye girmek istiyorum. Daha önce de böyle ilişkilerim oldu. Artık buna dayanamıyorum. Artık kendimi sapık gibi hissediyorum çünkü bunun normal bir davranış olmadığını biliyorum. Ama elimde değil. Her cinsel ilişkiden sonra ölmek istiyorum. Kimseye derdimi anlatamıyorum. Lütfen bana yardımcı olun yoksa canıma kıyacağım. Rumuz: Leyla


Yanıt: Sevgili okurum. Önüne koymuş baklavaları yiyorsun yiyorsun, miden şişmiş karnın doyunca pişman oluyorsun. Bir başka zaman yeniden yiyorsun ve ardından ölmek istiyorum gibi laflar ediyorsun. Ama kendinden küçük dediğin çocukların yaşları kaç? Örneğin 11-12 mi? 21-22 mi? Yahu sen kaç yaşındasın onu bile yazmamışsın. Örneğin; sen 50 yaşındasın. 30 yaşındaki gençlere mi ilgi duyuyorsun? Bir mektup yazarken, bir uzmandan yanıt beklerken ona ayrıntılı bilgi verin ki doğru öneriler alın. Bir falcıya gittiğinizde bile yüz yüze geliyorsunuz, ananızın, babanızın adını ve yaşını söyleyecek kadar bilgi veriyorsunuz ama doktora gelince 'ben ne yapayım?' cümlesiyle bağlıyorsunuz. Ne yapacaksın. Canın ne istiyorsa onu yap. Başını belaya sokma. Bekârsan evlen. Evlenirken kendi yaşıtlarından birini seç. Eğer arkadaşların 18 yaşından büyükse sapık değilsin. Ama 15 yaşından küçükse normal değilsin bunu böylece bil.


Soru: Biz eşcinsel miyiz?

Yanıt: Kars'ın bir köyündeki suni penis olayını da ben kafama taktım


Soru: Ben Kars'ın bir köyünden 25 yaşında bir kızım. Şu zamana kadar hiçbir erkekle cinsel ilişkiye girmedim. Köydeki kız arkadaşlarımla beraber orgazm oluyorduk. Bazen takma penislerle birbirimizi tatmin ediyorduk. Biz eşcinsel miyiz? Erkeklerden de soğudum. Ne yapmalıyım?

Yanıt: Sevgili okurum. Cinsel yokluklar ve yasaklarda insan beyni sınır tanımaz. Herkes kendine göre bir çözüm yolu üretir. Bu durum anormaldir değildir, o bölüme girmeyeceğim. Ama Kars'ın bir köyünde takma bir suni penis olayını da ben kafama taktım. Güzel kızım nereden buldunuz onu? Siparişlerle mi alıyorsunuz? Çünkü bu tür kuruluşlar gazetelere ilanlar veriyorlar. Kargolarla eve teslim ediliyor. Tabii saçma sapan vaatlerle de birçok paralar uçup gidiyor. Ama bu pazarlama ya da genç kızlarımızdaki bu cesaret köylerimize kadar girmişse artık sizin ikinizin arasındaki eşcinsellik mi olayını değil, Türkiye'nin kadın ve erkek ilişkilerini kısıtlayarak hangi boyutlara doludizgin koştuğunu düşünmek durumundayım. Bana göre biz toplum olarak ve aileler olarak çoğu zaman doğruyu erdemli olanı yapmıyor, katı saplantılar ve bağnazlıklarla birçok şeyi koruduğumuzu sanırken fark edelim ki kendi kendimizi kandırıyoruz. Bütün bu söylediklerimin doğru mu yanlış mı olduğunuzu hangi ortamda yaşıyor olursanız yaşayın, gözlerinizi açın çevrenize bakın neler göreceksiniz. Ancak rahatsız olursanız gözlerinizi kapatmayın, düşünün ki hiç olmazsa Türkiye'nin geleceği kurtulsun.





Bağırarak sevişme yasağı

Brighton’da yaşayan bir çocuk annesi sevgilisi Kerry Norris’i ziyaret eden ve geceleri seks yaparken gürültü çıkaran Adam Hinton (32), iki yıl boyunca komşularına uyku uyutmadı. Mahkemeye taşınacak kadar büyüyen olayla ilgili komşuların şikayetlerini dinleyen hakim, Hinton’a sevgilisinin evine 100 metreden fazla yaklaşmama cezası verdi. Sevişme çığlıkları, karyola gıcırtıları ve yüksek sesli müzik yüzünden geceleri uykusuz kaldıklarından dert yanan komşular ayrıca genç adamın sevgilisinin bahçesinde çıplak güneşlendiğini söylediler. Adam Hinton’ın eve girişinin yasaklanmasıyla büyük mutluluk yaşayan komşulardan Michelle Tyrrell, "Öyle çığlıklar atıyor ki, sokaklarda yankılanıyor. Her gece porno izliyor gibiyiz. Söylemediği küfür de kalmıyor" diyerek yaşadığı zorlukları anlattı. Şehir konseyi sözcüsü Mike Taggart ise, "Adam Hinton, daha önce sevgilisiyle birlikte olurken gürültü yapmaması için uyarıldı. Ancak Hinton bu uyarıları dikkate almayarak komşularını rahatsız etmeye devam etti" dedi. Hinton ayrıca 560 dolar para cezası ödeyecek

Sunday, February 22, 2009

Ask böyle birsey sanirim..


Saat gecenin bir yarısı. Belki de burukluk değil benimkisi, sadece sade bir sitem. Bir insanın sürekli mi canı sıkılır. Bir tarafa atılmış gibi hisseder yüreğini. Bir boşluktur doldurulmaz. Yerine koymak istersin farkında olmadan kimilerini, koyamazsın. Sarılmak istersin belki de ona hiç sarılmadığın kadar sıkıca ve yürekten. Bazen öyle insanlar çıkar ki karşına, öyle zayıf anlarında yakalarlarki seni, o şiddetli sarılışları onlarla yaparsın. Tabiki o da karşılık verir sanki yerini o an için dolduruyormuş inancıyla sen zorladıkça zorlayan cinstendir. Yok ama bilmezki bu ayrıdır. Bir kere o çok eskilerden hatıra koku yoktur üzerinde koklamaya alıştığın. O tik tak atan, şiddetini gözbebeklerinin büyümesinden anladığın, dinledikçe hissettiğin yüreğin sesi başka türlüdür, yerini tutmaz. Kollar bir başka türlü sarardıki seni, o sarılış bedeni sardımıydı korku, üzüntü, kaygı kalmazdı. O eve geç gelişlerini bekleyen meraklı gözler telaşla kapıyı açtığında seni karşısında görmenin verdiği mutlulukla bir başka parlardı. Şimdi yoksun. Uzaktasın... Kulaklarım o her sabah beni uyandırdığın sese muhtaç şimdi. O merakla gittiğim, gördüğüm, yaptığım, ettiğim her yeri her şeyi dinlemeye hazır seni özlüyorum. O asabi tavırlarıma sabırla karşılık veren seni özlüyorum. Uzak değilsin belki ama sana istediğim an uzanamayan ellerimi bir yerlere sığdıramıyorum. Her şey içimde patlıyor; seviçler, kederler, kaygılar... Kimse yerini tutmuyor. Olmuyor işte; diyeceksin kocaman oldun ne bu çocukça yalnızlık. Bu yalnızlık değil annem, sensizliğe alışamamanın sitemi her boşlukta beni saran. Yine de uzaklarda olsan da varlığını bilmek güzel. Hayatta olman bana güç veriyor. En azından senin için birseyler yapıyor olmanın gururu ve inancıyla yaşıyorum. Ama yine de ister yirmi yirmibeş, ister kırk kırkbeş, suya muhtaç bir çiçek gibi sana muhtacım. Seni çok seviyorum...

OTURUMU KAPAR GIDERIM:)


artık seninle yazışamambu akşam

çıkar giderimhesabın kalsın windows'a

listemden siler giderim


sen zahmet etme yerinden

gurultu yapmam derinden

iletilerin üzerinden

wink gibi akar giderim


artık sürersin bir sefa

ne nickim kaldı ne görüntülü arama

msne girmem bi daha

icq yükler giderim


bozar mı sandın nudge'lar

durumumu meşgul'a çeviririm

emoticon gibi göz kırpması gibi

arka planı yırtar giderim


kaybetsem bile ileti

geçmişinilistemi siler giderim

invisible olmaz gidişim

oturumu kapar giderim


sana attığım şarkıyı

alınan dosyalarından silerim

ben ağlayamam bilirsin

yüzümü döker giderim


kişilerimden cam'imden

space'imden cayar giderim

senden aldığım ne varsa

dosyama koyar giderim


engelletmem sana kendimi

msnini hackler giderim

şifreni değiştirmem üzülme

oturumu kapar giderim

Oysaki nasılda ihtiyacım var sana, bilemezsin


Üşüyorum:hüzün şarkıları söyleyen bir Sonbaharın zemheriye dönüşmesinin verdiği, fani bir üşüme hissi değil bu sevdiğim ve ellerim buz kesmiş olmasına rağmen, ıssız bir gecede yokluğuna mahkum bir ruhla seni yazarak unutuyorum üşümüşlüğümü... Yoruldum artık biliyor musun? Tek taraflı bir hayatı omuzlamaktan, hayatın yükü altında ezilmekten; birilerini arayıp sormaktan, anlatamayıp dinlemekten, sevmekten, seni beklemekten, her yeni güne belkilerle başlamaktan, sadece hıçkırıklarımı kendim duymalarımdan yoruldum ve sefaletin zincirleriyle hapsedilmiş bir aşkın yalnızlığında tükendim. Sabret diye diye erittim sabır taşlarını, bir an ümitsizliğe düşsem hayalin çıktı karşıma, gözlerine baktım ve kendimi yerli yerinde bulunca güzel gözlerinde, güç aldım acıların binlerce çeşidine karşı ama sabredecek gücüm kalmadı, hayalinin gözlerinde duramadım sevgili. Oysaki nasılda ihtiyacım var sana, bilemezsin. Sarılsan bana bir annenin evladına gösterdiği o kutsal şefkatle, başımı göğsüne yaslasam ve yiten ümitlerimin ayak seslerini duysam kalbinin atışında, içine düştüğüm çaresizlikle birlikte sana sımsıkı sarılırken, sıcaklığını hissedip boğazıma düğümlenen ve içimde yankılanan hıçkırıklarımı özgür bırakıp ağlasam

Saturday, February 21, 2009

Friday, February 20, 2009

Thursday, February 19, 2009

? Çok mu sana dair beklentilerim....?


işte upuzun yolların umutlara bağlandığı uzak bir kentin en ücra yerinde! İç cebimde melankolik bakışlarımdan bir tutam umut demeti ve yanlızlığıma tütsü yakarken ben, sen gecenin ağaran saçlarıyla bir rüzgar olup geliyorsun taa o uzak kentlerden... Ben bir ülke oluyorum işte o an bütün halklarıyla aşk dolu bir ülke! şimdi masalsı bir güzelliğe kapılıyor gülüşlerim. Şimdi benden kilometrelerce uzaktasın ama dokunsam heyecandan ölecekmiş gibisin ama yoksun işte. Çelişkilerin acımasız derin çukurlarında bir yanım seni yaşıyorken bir yanım melali bir aşkı yoklayıp duruyor. Ve acılar biriktiriyorum hiç durmadan minicik avuçlu çocukların gül kokan yüreklerinde! Şehre dar gelen bir hayalin ortasında ben kederler çoğaltıyorum yırtık ceplerimde. Sensizlikten kalma yanımın miladi aşk hüzünbazlığında hasrete dokunuyor umarsızca ellerim. Gemisi batmak üzere olan bir kaptan gibiyim tıpkı gemi batıyor ve ben boğuluyor... ki sen hala yoksun ben ben ben.... Zamanın en kötümser yerinde uzak bir şehirde bir yürek mesafesi kadar yakın edeceğim bekleyişlerimi. Sensizliğin senli yokuşlarından yüreğin güç verecek bana ve çıkacağım ben o sensizlik yokuşlarını! Sana ve aşka dair ne varsa yüreğimde bu kez onları biriktireceğim ben. Masum çocukların gülüşlerindende çalıp ve yırtık ceplerime doldurup bütün yıldızları bir gece yarısı sana getireceğim.Sensiz yaşamayı sensizliğin coğrafyasında bırakıp bambaşka bir iklimden hayaller çalarak ben sadece
SENİ YAŞACAĞIM...

Wednesday, February 18, 2009

IF TOMORROW NEVER COMES:),,,,,


Sometimes late at night

I lie awake and watch her sleeping

She is lost in peaceful dreams S

o I turn out the light, lay there in the dark

And the thought crosses my mind I

f I never wake in the morning

Would she ever doubt the way I feel About her in my heart


If tomorrow never comes

Would she know how much I love her

Did I try in every way to show her every day

She’s my only one And if my time on earth were through

She must face this world without me Is the love I

gave her in the past Gonna be enough to last

If tomorrow never comes


Cause I’ve lost love ones in my life

Who never knew how much I loved her

Now I live with the regret

That my true feelings for them never were revealed So I made a promise to myself

To say each day how much she means to me And avoid that circumstance

Where there’s no second chance to tell her how I feel

If tomorrow never comes

Does she know how much I love her

Did I try in every way to show her every day

She’s my only one And if my time on earth were through

She must face this world without me Is the love I gave her in the past Gonna be enough to last If tomorrow never comes

EY CEMAAT BENI DINLEYIN LEEEN:)


upuzun köprüler kurdum içimdeki yolculuklara sana kavuşmak için


Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya,başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde kağıdı,kalemi elime alıp,seninle dertleşmek,yalnızca sana yazmak ve yalnızca seni özlemek geliyor içimden.Sana yazmak.”Sana seni Yazmak” Seni ve yüreğimde anlam bulan duyguları…Sana ait yüreğimin derinliklerinden kopup gelen artçı şokları anlatmak ve toprağı alnından öperken yağmur taneleri,tüm banliğimle sana yağmak istiyorum… Bu gece dudaklarımdan dökülen her kelimede sen varsın ve yine sen varsın yarım kalan sevdamın eksik taraflarında.Bomboş ve sessiz kaldırımlarda yürürken seni haykırıyorum sensizliğin inadına! Bu sensizlik gecesinde sevdamın en ücra köşelerine seni yazıyorum. Bu gece gene yağmur yağıyor.Yağmur yağıyor gönlümün sensizlikle yanan her yerine.Yağsın,yağsın ki saklasın sensizliğimde döktüğüm gözyaşlarımı!Ve yine saklasın sensiz geçen bomboş hayatı… İşte seni haykırıyorum sensizliğe alışamamış yüreğime,işte seni yazıyorum!!! Bu gece gene yağmur yağıyor.Senyoksun oysa biliyorum ve üşüyorum sensiz kaldığım saatlerde. Gözyaşlarımı efkarıma kattım bu gece. Sevdamı,umudumu ve seni kızgın bir sel gibi kalbime akıttım. Bu gece yağmurla beraber gözyaşlarım yağıyor ve ismini yazıyor sensizliğin acısı ile kıvranan kaldırımlara.Süzülen her damlada sen vardın ve yine sen vardın gecenin en karanlık anında. o,doya doya bakamadığım gözlerin,gözlerimin içine bir kez daha değseydi ve tebessümünden bir gül açsaydı yanaklarında,yetmez miydi? Bir bakışın bir ömüre değmez miydi? İsmini kazıdığım kaldırımlara sanki sen yağıyorsun yağmurla birlikte ve sevgin yağıyor yüreğime…Yalnız ve bomboş odamda sen varsın hala.Hala sensizliğim duruyor yanı başımda… Bu gece gözyaşlarım yağıyor sensizliğimle birlikte kaldırımlara.Seni arıyorum,erimekteyim…Karanlık geceye inat ay gökyüzünde… Ve gökyüzü yüreğimde……….

Tuesday, February 17, 2009

"Seni Seviyorum" demek istiyorum


Hiçbir duygumu ertelemedim ben. Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım. Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü. Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil. Aşk zamana meydan okur ama sen karşı koyamazsın ona. Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği. Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru..!Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar? Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için? Kaç gece yalnız geçti hesaplasana... Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti. Neler yapabilirdik, neler yaşayabilirdik düşünsene..! Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle. Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün. Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik. Girmediğimiz sokak kalmazdı. Bakışlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni. Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik. Sonra bir filme gider, bir kitap okur, bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik.Paylaştığımız her an beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı.Özlerdik birbirimizi delicesine. Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık. Peki biz ne yaptık. Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik. Her an aşkı yaşamak varken, her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken, bu yolda birer kaşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkum ettik birbirimizi. Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık. Sana huzur vaat etmiyorum. Aşkta huzur arayan yanılır. Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüğüyüm. Onlar adına konuşuyorum. Gözlerinin içine bakıp "Seni Seviyorum" demek istiyorum. Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığıyla irkilmek istiyorum. Yaşama senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum.Seni istiyorum eey yar! Canıma bir can

BİR SAZAN OLAYI

Otobüsle giderken, Bolu Dağı'nda verilen molada hemen tuvalete koşturdu.Korkunç sıkışmıştı. Şansına boş kabin bulup kendini oraya attı...Tam oturmuştu ki yan kabinden bir ses "merhaba" dedi.Adam şaşkın "Merhaba" diye cevap verdi.Ses devam etti: "Nasılsın?"İlk defa başına böyle bir şey geliyordu...Yine şaşkın şaşkın yanıtladı: "Sağ ol, iyiyim. sen nasılsın?"Ses sordu: "Ne yapıyorsun?"Bir an tereddüt geçirdi. Adam onun tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu. Düşündü ve yanıtladı: "Ben" dedi "İstanbul'dan Ankara'ya gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun?"Adamın sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi."Hayatım, telefonu kapatıyorum.Yandaki tuvalette bir gerizekalı var. Sana sorduğum sorulara yanıt verip duruyor. Ben seni sonra ararım..."

Hala ne oluyor diye mi soruyorsun?


Kalp kırıklığı kadar sana olan mesafelerimVe bilemiyorum, dışarıda yağmur var içimde bahardan kalma bir mevsim esintisiYarını arzuluyorum ve bir türlü varamıyorumNedensiz kaldım bir türlü yol alamıyor yüreğimKaç gün geçti bilmiyorum, yıldızları görememek, yollarda serseri adımlarla yürüyememek ve sonrası, yalnızlık bile kar etmiyor bendeki suskunluğa, ne yapmalıyım bilmiyorumSanırım şaşkınlık yakışıyor en fazla bu halime ve sonrası, sabır yakışıyor bütün beklemelereGeleceğin teminatı gibi sana güven duymak ve seni beklemekNeşe veriyor seni düşünmek, denizden sonra kumlara basmak gibi seni düşünürken gülümsemek,Ve senin beni düşündüğünü düşünmek, ıslak ayağındaki kumları hissetmek gibi, kum tanelerinin adımının bir parçası olması gibi, ayaklarımın her karesini kuşatan kum taneleri gibi,Gülümseyişini hatırlıyorum, dudaklarından sızan memnuniyeti, seni düşünürken belli belirsiz seni dolup boşalan gözlerim gibi,Hiçbir şeyi yakıştırmıyorum kendime ne garip ve hiçbir şeyi hak etmediğime inanıyorum ve ölüm gibi sızıyor bu derinliklerimeHer şeyi unutmak istiyorum yapamıyorumEllerim bile dokunamıyor sensizliğine, susuyor, kabul ediyor, karşı koyamıyorumSenin beni kuşatmana engel olamıyorum ve bunu kendimden bile saklıyorum yasakmış gibi seni sevmekNe bu gün ne de yarın olsun istiyorum sadece o gün olmak istiyorum ve sadece o gün de kalmak istiyorumO gün ne gün mü? Bende bilmiyorum……Yıllar sonra saklambaç oynar gibiyim kendimle, kendime söylemiyorum hallerimin sebebini ve bir türlü nedenini anlamıyorum lakin bu duruma karşı da koyamıyorumDışarıda yağmur yağıyor içimde bahardan kalma bir mevsim esintisiÇabalıyor, uğraşıyor lakin karşı koyamıyorum kendime ve her şeye rağmen duygularımı esir ediyorum yüreğimeAzar işitmiş haylaz bir çocuk gibi suskun duruyorum kendi iklimimde ve sorma nedenini ağlıyorum bu geceNedenini sorma çünkü bende bilmiyorum.Yağmur düşüyor kaldırımlara ve yalnızlığımın derinliklerineVe ben bu serseri damlalarla ayrı bir yalnızla

Monday, February 16, 2009

NE ZAMAN UMUTLANSAM SISLERIN ARASINDAN CIKIP GELECEGINI DUSUNURDUM SEVDAMIN SON DURAGINDA


Karanlıgın soguk ve dilsiz duvarlarına senin mutluluklarının figürlerini ciziyorum..Islak kaldırımları senin tatlı sesinle asındıroyum..Günese kapalı tüm bedenimin sevgi perdelerini araladım senin günesi andıran gül yüzüne..Sevdigim..seninle actım günese ve umuda gözlerimi...Yitirdigim günesi senin yüzünde buldum.Susamıstım sevgiye...Kana kana ictim sevgini..Nefesim daralırken senin mutluluklaında huzur buluyorum...Azgın dalgaların hırcınlıgında senin huzurlu kalbine sıgınıyorum..Kuruyan kalbimin corak cöllerine gözbebeklerimden süzülen nazenin gözyaslarını bıraktım.Umudu tohum, sevgini günes bilip dünyann en güzel cicegini ektim kalbimin corak topraklarına...İçimde acaba kurur mu diye bir süphe yok .Eger seninle aynı sevgiyi paylasıyorsak ve ayrı kentlerin aynı sabahında aynı sevdaya uyanıyorsak ve iki ayrı bedende tek kalp olup seviyorsak birbirimizi bu cicek her zaman büyüyecek.Sevgimizle ve yarınlarımızdaki umutlarımızla mutluluklarda yeserecek..Gözbebegim..Yalnızlıgın icinde yetim cocuk misali dolasırken senin kalbinde buldum tüm benligimi...Sevginin ve mutlulukların en güzelini Senin cennet misali kalbinde buldum.Cöldeki seraplarda ve geceleyin karanlıgını yok eden hayallerinin tatlıgında sevdim seni...






Tuesday, February 10, 2009

Ve sende bilirsin ki sevgiye hoşça kal demek kurşun sıkmaya benzer

Cektigim Resimler.....

Ne zaman ki yokluğunu düşlesem senin, ütopyam olurdunTaşınmaz olurdu yüreğimde talihsiz bir ulaşılmazlıkEksik zamanların izlerini taşıyor bak düşlerimDudaklarımdan dökülenler çoktan barut kokuyorVe sende bilirsin ki sevgiye hoşça kal demek kurşun sıkmaya benzerGöğsünün tükenen titrekliğinde biter aşklarBir yağmur çiseliyor bak yine gözlerimdeİçerde bir hayat pencerenin ardındaki özgürlüğe tutukluHenüz satılmamış bir baharın çiçeklerini getiriyor çocuklarDillerinde sevgiliye olan sonsuz sitemBir zılgıt yankılanıyor taa Bingöl dağlarındanDiyarbakır susmuş çığlık dolu görkemiyleTatvan eski günlerine armağan bir sevgi beklemekteAma yinede teğet geçer tüm sevgiler ardı ardınaBir mayıs havası gibidir beklentilerGüneşli güzel bir umudun arkasını saran bulutlarHer an bir yağışın beklentileri kadar yakınımızdaHep zamansız yağmıştır yağmurlar hep zamansız dökülmüştür karlarSevemez olmuşuz bir doğayı bile mevsimindeTüm sevgilerimizi yitirirken böylesineBen gökyüzündeki hayata inat bir sen sevdim…Durmadan şiir yazdım, umud ettim, hırpalandım, sustumSeni sevdim küfredip hayatın bu adaletsiz sensizliğine

“Ne olduysa bu yalnız gecelerde oldu”











Belkide kaleme aldığım son satırlar bunlar. Sen şu an neredesin ve kim bilir kiminlesin diye sormadan gidiyorum. Sormuyorum ve bir daha sormayacağım. Sessiz sedasız birkaç satır karalayacağım ve gideceğim. Biliyor musun; gitmek senin kadar güzelmiş yeni anladım… Şu anda hep her zaman, her damlasına aşık olduğum yağmur yağıyor. Sensiz, damlaların cama vuruşunun bile tadı yok. Tamam itiraf ediyorum; sensiz İstanbul’un bile tadı yok. O boğazın kokusunu, dalgaların kayaları dövüşünü, soğuğunu, sıcağını, her an değişen havasını sevişim aşktan mıydı ki? Yağmur yağıyor ve ben, sensiz bu güzellik bana haram diye bağırıyorum avazım çıktığınca. Gecenin en sessiz ve en bana ait olan saatleri. Düşünüyorum da bu saatlerde nefes almaya başlamıştım ilkin. Biz zoru başarmıştık seninle, bir araya gelmesi belki de olanaksız şiirleri, şarkıları ve hatta suskunlukları buluşturmuştuk birlikte. Güneş üstümüze doğuyordu. Biz kuş seslerini keyifle dinliyorduk… Aşkı aramıyordum ki ben. Sen ve ben, biz birbirimizi aramıyorduk ki. Ama bulduk birbirimizi. Bulduktan sonra başladı kendimizi aramalarımız. Yok olmayı düşünen ben, senin için binlerce yıl yaşamayı göze almıştım. Seni kalemin ucunda, sayfaların ortasında bulmuştum. Ama sen…… Sen yaşamın içindeydin. Sana güzel sözler söylemek istedim hep. Kelimeleri süsleyip süsleyip sunmak istedim sana. Ama tek kelime çıktı hep dilimden. “Gelincik”… Bildiğim en güzel şeydi, sense hayatta tanıdığım en güzel şeydin