Monday, March 30, 2009

Tabu DiyaloglaRi

Kelime: Dip
- Zikkimin … neyi deRiz???
- Zikkimin kökü..
- Zikkimin Kökünün kökünü al!
- Hiimm.. Zik!!?
- Hönk?!! (Topluluk KopaR)

Kelime: Çiçek
- BuRnunla ne yapaRsin?
- KaRistiRiRim
- Puuahhaa

Kelime: GaRdiyan
- Ya hani kapali bi mekanda çalisiyoRlaR
- Bekçi
- Ya hayiR ya, hani heRkes koRkaR bunlaRdan
- PatRon, müfettis
- Ya geRi zekali misiniz bee,... Hani düdükleRi vaRdiR?
- AntRenoR?? Hakeemmm??
- Ulen öküz heRifleR
- Sen kime öküz diyon ya......

Kelime: Istiklal MaRsi
Anlatan(kiz):
- Yaaa.. hani bizim için çok önemli en önemli seyleRden biRi..
Cevaplayan(eRkek):
- BekaRet?!

Kelime : Sanatçi
- Hani bööle TaRkan gibi bisi...
- **** !!
- Ayy çok hayvansin muRat..

Kelime: Kokteyl
- BazilaRi evlenmeden önce veRiR
- !!!???

Kelime: BoduR
- Akdeniz’in bitki öRtüsü nasildiR?
- Maki
- Peki nasildiR yani?
- KislaR ilik ve yagmuRlu...
- Puhahaha...!?!

Kelime: Kafeinsiz Kahve
(Son saniyeleR)
- Yuhhh be, bunu nasil anlatacam. pas.
(Zaman biteR)
- Kelime neydi?
- Kefensiz kahpe...
- Neeee???
- PaRdon,.. kefensiz kahve...
(DigeRleRi kaRta bakaR, gRup kopaR)

Kelime: DeRgah
- Hani böyle insanlaR ulvi biR amaç için biR aRaya geliR ayni mekanda
- Satanist ayinleRi
- ÇaRpiliRsin valla
- Ha tamam tRafo
- Ohaa.. ( Topluluk iptal )

Kelime: Telepati
- Hepimizde vaR çalaR ya da hani izleRiz biz bunu, hatta ayni baslayan bi pRogRam vaR igRenç falan......
- Telefon televizyon televole tele?
- Tamam, ... bi de kedileRin ayagina ne deniR; kes biRlestiR onlaRi...
- Volepati?
- Yuhhh!!

Kelime: Uçak
- Havada uçaR ya..
- Leylek
- Yok bunun kanatlaRi vaR
- Ulen leylegin yok mu?

Kelime: KabaRmak
- Abi, simdi maddeleR isininca noluR
- GenlesiR
- Ha tamam, simdi pasta yapmak için ne lazim
- KRema
- Baska, pastanin eski hali ne oluyo
- Kek
- Tamam, simdi annen kek yapiyo, diyo ki bu kek aRtik "bisey oldu,...aliyim " diyo... Ne deR oRda, genlesme anlamina geliyo
- Genlesti
- HayiR lann,... Genlesti anlamina geliyo...
- Eeee genlesti iste
- Ulan senin anan bu kek genlesti aRtik alip yiyelim mi diyo
5 sn sessizlik…
- Eveet...
- Ben oynamiyom bunla yaa...

Kelime: Yoyo
- Ya simdi hani böyle vaR ya... Hani böyle asagi yukaRi sallaRlaR... Bi dakka ya, ben buRda anlatiRken sen benim telefonumu mu kaRistiRiyosun!!!!!
- yoooo
- Hahhh simdi alin bu heceyi ikiyle çaRpin!
- Yo-yoooo!!!!!
- AfeRim lannn...

Kelime: HoRoz
- Hani abi gece yataRiz, sonRa dalaRiz... yaniiii, nasil anlatsam...
- Rüya mi abi?
- Yok degil... Hani sonRa ise gitmeniz geRekiR..
- UyaniRiz..
- Hahhhh,... Nasil uyaniRiz abi.
- Telasla uyaniRiz, geç kalmisizdiR, alaRmla uyaniRiz..... SüReR gideR bu.
(Uzun suRe sessiz kaliR, kasiliR eleman.....)
- Amannnn ne kasiyoRum ya,... Civcivin babasi!!
. - HoRozzzzz!.
- Tam isabet..

Kelime : UyuRgezeR
Kiz : Bak hani ben gece yataktan kalkiyoRum dolasiyoRum, yemek yiyoRum, ama naap'tigimi bilmiyoRum filan.
ERkek : (SuRatina bakaRak) Ohaa! obez!!!
(Topluluk : mu-hah-ha-ha)
Kiz : IgRençsin,... konusmuyoRum..

Kelime : 1 Nisan
- Abi, 31 MaRt'tan sonRa ne geliR?
- 32 MaRt
- HaRbiden bRavo yani... Senin gibi lama'dan baska cevap beklenemezdi zaten..

Kelime : Cin Tonik
- Inle kim top oynaR?
- Ciinnn!
- Yaninda ne iyi gideR?
- Toniiik!

Kelime : Sümüklü Böcek
- Hani bi hayvan vaR spiRal seklinde bi kabugu vaRR.
- Salyangoz
- Hah ona cok benziyo. Ama sen nezle olunca ne akaR buRnundan
- Sümük
- Evet evet bu salyangoz benzeRi hayvanda bundan vaR
- Nasi yani hayvanin sümügü mü vaR?
- Evet. kaRafatma nediR?
- Hamamböcegi
- Hah 2. kelimeyi kes
- Böc
- Yok yok kelimenin tamami
- Hamamböc
- Allah belani…

Kelime : Vazelin
- Hani abi böle yüzüne de süReRsin kiçina da süReRsin?....
- Vazelin!!!!!! Holeeeeyyy

Kelime : Besik
- Hani alttan titRetiyosun yavRuyu?

Saturday, March 28, 2009

Türk Kadının Görevleri


Birinci vazifen bulaşık, çamaşır ve kocana sahip çıkmaktır.
Mevcudiyetinin yegane temeli budur.Kocan en kıymetli hazinendir.
Seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek kaynanan ve
görümcelerin olabilir.
Birgün evliliğini kurtarmak mecburiyetine düşersen vazifeye
atılmak için bulaşık ve çamaşırı düşünmeyeceksin.
Bu durum elektriğin ve suyun kesildiği anda ortaya çıkabilir.
Evliliğine müdahale etmek isteyen
kaynanan görümcelerin ve hayatta emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili
olabilirler.
Hatta kılıbık kocan zor bir ihtimalde olsa da başka bir bayana göz dikmiş
olabilir.
Aileniz fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey asil Türk kadını işte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen
yuvanı kurtarmaktır. Anasının kuzusu olan kocanı adam etmek senin
elindedir.
İhtiyaç duyduğun merdane dolabın sol üst köşesinde saklıdır
Google

Friday, March 27, 2009

JAPON DUYGU İFADELERİ



Karşısındaki kişi ile konuşurken, karşısındaki ile çatışmaya girmemek ve uyum içinde olmak amacı ile Japonlar kendi görüş ve duygularını gizlerler ve dolaylı olarak kendilerini ifade ederler. Bu sebepten dolayı karşınızdakini şok edecek veya rahatsız edecek hareketlerden kaçının.


Japon gülüşü:


Mutluluk göz ve ağız ile yapılan hafif bir gülümseme ile ifade edilir. El, vücut ile veya yüksek ses ile mutluluk ifadesi göstermekten kaçının. Bununla birlikte mutluluk ifade eden gülümseme ile sıkıntı veya rahatsızlığı ifade eden gülümsemeyi birbirine karıştırmak çok kolaydır. Bu yüzden gülümseyen bir Japon’un her zaman mutluluk ifade etmeyebileceğini unutmayın.



Kızgınlık, sinirlenme:


Japonlar özellikle bir topluluk içinde karşısındakine kızsa bile çok nadir olarak açık olarak kızgınlıklarını gösterirler. Kendilerinin yüzde yüz haklı olduklarına inansalar bile karşısındaki kişiyi sakinleştirmek için özür dilerler.
Bir kişinin sinirlenip kendini kaybetmesi çocukça kabul edilir, bu sebeple Japonların çoğu sinirlendiklerinde otomatik olarak sinilerini bastırmayı tercih ederler.
İki kişi analaşmazlık içine girer veya bozuşurlarsa bunu tartışarak veya beraber içki içmeye giderek dostluk çerçevesi içinde çözmeye gayret ederler.


Üzüntü:


Kızgınlık göstermek her ne kadar kötü ise, Japonların üzüntülerini ifade etmek için oldukça usta yolları vardır.
Bir Japon’un toplumda yetişkin olarak kabul görmesi için acı ve üzüntüsünü hafif bir gülümsemenin arkasına gizlemesi gerekir. Buna “kao de warau kokoro de naku” (Yüzü gülüyor fakat kalbi ağlıyor).
Erkeklerin üzüntülerini gizleme ve duygularını kontrol etmeleri beklenmesine rağmen bir erkeğin ağlaması doğal olarak karşılanabilir. Buna “otokonaki denir, aslında bir erkeğin göründüğü kadar soğuk ve duygusuz olmadığını gösterir.
”Morainaki” “sempati ile ağlama” anlamına gelir ve zayıflıktan ziyade insan duygusu belirttiği için doğallıkla karşılanır.
Eğer yaşlar içinde ağlayan bir Japon görürseniz bu her zaman o kişin üzüntülü olduğu anlamına gelmez. Bu büyük bir mutluluk göstergesi de olabilir ve “ureshinaki” denir.


Telepati:


Utangaç, sessiz olmak Japonya’da bir fazilet olarak görülür, özellikle söz konusu romantik duygular ise.
Bir kişinin isteklerini açık olarak söylemesi en iyi şekli ile saflık en kötü şekli ile kabalık olarak karşılanır. Bunun sebebi ise teklifi yapacağınız kişiyi zor duruma düşürme ihtimalinizdir.
Japonlar sessiz iletişime oldukça duyarlıdırlar. Bir şeyi açık olarak söylemek yerine usta ifadeler ile karşısındaki kişiye aktarırlar. Birçok Japon için iletişim kurmak için konuşmayı değil duyguları ve telepatiyi tercih ederler. Aynı şekilde karşısındaki kişinin kendini söz ile değil telepatik olarak anlamasını beklerler.
Japonlar direk olara “hayır” demekten nefret ederler bunun yerine “kangaete mimasu” (“bu knuyu bir düşüneyim”), “zensho shimasu” (“bu konuda ne yapabileceğime bakacağım”), veya “ saa…sore wa chotto…” (“hmm, sanırım bu pek kolay olmayacak”) şeklinde sözler kullanırlar. Bu aslında nahoş durumlardan kaçınmak amacı ile yapılır, fakat her şeyi açık açık söylemeyi tercih eden batılılar tarafından oldukça sıkıcı olan bir durumdur.
Bazen konuşma esnasında Japonlar bir anda kafalarını evet şeklinde sallayan dinleyici durumuna geçebilirler, bu konuşan kimsenin karşısındaki Japon’un her şeyi tasdiklediğini zannetmesine yol açabilir, fakat aslında tam tersi oluyor olabilir. Japonlar ile anlaşabilmek için sürekli olarak uyumlu ilişkiler kurmaya, tartışmalardan kaçınmaya ve onların duygularını antma biçimini anlamaya çalışmanız gereklidir.
Unutmayın ki, o anlaşılmaz gülümsemenin arkasındaki Japon, bizler gibi bir insandır…

Monday, March 23, 2009

Lafı Sevişmeye Getirme Taktikleri

- Öyle bi devirde yaşıyoruz ki şu işi orta yerde yapanlar bile var Necla..
- Böyle düşünmen ne kadar iyi
- Yani ev var, yatak odası var ne biliyim gözden ırak steril ortamlar var..
- Di mi ama ..
- Sonra bizim ev var sen varsın ben varım ..
- Eee
- Eeesi diyorum biz örnek olmalıyız gençlere.. Öncü biz olmalıyız
-

-ne güzel bir papatya diğmi hayatım
-bütün papatyalar aynıdır hamdullah
-sevişcek,sevişmiycek,sevişçek ,sevişmiycek…
-mıdır mıdır ne yoluyosun güzelim çiçeyi hamdullah
-sevişçek,sevişmiycek,sevişcek
-ne pörtlettin gözlerini öyle hamdullah
-sevişçekmişiz,en son yaprak sevişçek çıktı ölünü göriyimki
-o son yaprağı yut hamdullah

- Sevişelim mi Nurten
- Şakacı seni Nerden bulursun böyle şeyleri ..
- Bak bi de şunu izle : Nurten öpüşelim koklaşalım sabahlar olmasın !
- İlahi Umut..
- Tenhalarda menhalarda..
- Tamam artık abartma
- (Konuya iyi yerden girdim ama.. )

-Ayşesu Allah seni inandırsın bende bir pul kolleksiyonu var
-Hiç heveslenme canım pist pist uza bakiim
-için çok fesat ayşesu
-hastrr be berk
-bende onu diyorum ya ha sktr be ayşesu ha sktr be

-soğuk almışım galiba,öksürük bi yandan birazda ateşim var gibi
-odam kireçtir benim,
yüzüm güleçtir benim,
soyunda gir koynuma,
terim ilaçtır benim
-ya sen sabahtan beri niye bu türküyü söyleyip duruyosun
-ee hastayım diyosun ya
-aklın fikrin sevişmekte selami
-aman be sana da yaranılmıyo
- Ya bugün çok yoruldum Ayten kendimi sevişmiş gibi hissediyorum.. İyi de ben daha önce hiç sevişmedm ki ne anlarım sevişenin halinden degil mi Ayten.. Sen anlıyo musun ?
- Ben de anlamıyorum

NE ABUK SEYLER YAPARDIK COCUKKEN

*.balkonun altından gechenlere ıtınayla bırıktırdıgımız fındık kabukları atar ısabet edınce gulerdık, sanırım fındık kabugu yagmuru yaratmayı bı bok sanardık..

*.porno kusagi basladiginda televizyon aciksa elle yuzu kapamak ve parmaklari acip aradan izlemek.

*.babanne abdestini almış namaz kılmaya yeltenirken kapının arkasından cıkıp"böğrerğea" yapmak..

*.-2 tekli koltuğu yan yana getirip elleri sağlı sollu dayadıktan sonra arasında sallanmak ve genelde yüzüstü düşüp yüzü gözü morartmak,

*-evin kalorifer demirlerine dağa tırmanır gibi tırmanmak orda kalmak sonra
birilerinin indirmesi için bağırıp çağırmak, zamanla kendi başına inmeyi de öğrenmek.

*.koltuk minderlerinden ev yapmak.

*.tuvalette avaz avaz bagirarak sarki soyleyip bunu evdeki kimsenin duymadigini sanmak ama bir yandan da kesfedilmeyi (apartman sakinleri arasinda olduguna inanilan bir ztar yoneticisi tarafindan) beklemek.

*.bisiklet sürerken hava atcam diye akrobatik hareketler yapmak sonrada kafayı gözü dagıtmak.

*.anne evde yokken, kücük kardese ölü taklidi yapip korkutmak, bunu anne gelene kadar tekrarlamak, anne gelince kücük kardesin yüzündeki dehset ifadesini bir sekilde aciklamaya calismak...

*.ayakkabilari surekli olaraktan ters giymek.yollarda yabanci dil konusuyomus gibi yapmak

*.sümük yemek

*.evde tek başınayken gaipten sessler geldiğinde ekmek bıçağıyla evi dolaşıp katil, hırsız vs arama amacıyla evde ne kadar kapı varsa sonuna kadar açıp her kapıyı açtıktan sonra 'hiyaaaa' diye bağırmak.sanki evde gerçekten biri olsa 'hiyaaa' sesine duyup gelmeyecektir. garip bir abukluktur.

*.semtteki bütün bakkallardan abur cubur çalmak,

*.naylon torbaların ucuna ip bağlayıp balkondan uçurmak; torbanın havalanmasını seyretmekten zevk almak.

*.5. kattan aşağıdaki insanlara nanik yapmak, sanki görüyolarmış gibi saklanmak ve gülmek.

*.çiçeklerin içine karabiber ekip, kızlara "kokla bak çok güzel kokuyor"
deyip kandırıp saatlerce hapşırmalarını keyifle izlemek.yakalanan kara sineği kız kişiye "aç ağzını yum gözünü" deyip ağzından içeri atıp kaçmak

*.komsuya gidip annem barbi bebek almak icin sizden para istememi soyledi
demek, komsu teyzenin anneyi aramasiyla sonuclanir, denemeyin.


*.evin içine çadır kurmak.

*.kedileri kuyruğundan tutup fırlatmak... şimdi yapın deseniz yapamam.
napalım çocuktuk, oyuncağımız yoktu herhal...

*.- gazoz sisesini calkalayip calkalayip fiskirtmak

*.ilkokuldaki su meshur tavuk ve koyun ayagi sayilarindan olusan problemlerden birini cozerken tavuklari 4 ayakli olarak saymak

*.cizgi film karakterleriyle kendini ozdeslestirip onlar gibi davranmak.

*.sinekleri yakalayip kanatlarini sonra teker teker ayaklarini koparip
hareketlerini incelemek en sonda gövdesini kibritle yakmak

*.banyonun zeminini şampuanla sıvadıktan sonra, üzerinde katarina witt
taklidi yapıp, düşmek.

*.tvsi siyah-beyaz diye üzülüp bahçeden bulduğu kırmızı kalemle ekran
boyamak suretiyle tvyi renkli hale getirmeye çalışmak ama ekranı büyütmeye
çare bulamamak

*.sevilen eş dost akraba eve misafirliğe geldiğinde gitmelerini engellemek
için dış kapıyı kilitleyip anahtarı saklamak, anahtar bulunduğunda ise son
çare olarak kapının önüne yığılıp feryat figan ederek "ya gitmeyiiin n'olur"
şeklinde salya sümük ağlamak.

*.kuzenle beraber incir sutu ile kolonyayi belirli miktarlarda kari$tirarak
yapi$tirici imal etmek. lakin yapi$tiricinin bir halta yaramadigini gorunce
ne lan bu, cali$miyo" diyip kuzeni dovmek.


Zil çalma


**din.. dan.. don..
+kim o?
**din.. dan.. don..
+kim ooooooo??
**din.. dan.. don..
+kim ooooooooooo!!??
**din din din din dan dan dan dan dooooooooooonnn!!..
+kimsin ebene sokim kimm cevap ver a..cık..
-oğlum ben baban !!
-babaaaaaa


**din.. dan.. don...
+kim o??
-kapici memoo..
**din.. dan.. don..
+patlama geliom.. a.q


**din.. dan.. don. Dinn dinn.. dinn.. dannnnnndonnnnnnnnn
+yav duydukkkk yetr be gelioz catlama!!! Kim o !
-Dinnnnnnn dan donnnnnnnnnnn..
+kim o??
-hay ben sizin gibi veletlerin!! Basip kaçiyorlar a.q!


**dinn.. dannn.. donn..
+geldim..
dinn.. dan.. don..
+geldim..
+kim o?
-ben.
+sen kimsin?
-ben benim ya sen?
+buyur teyze ?
-ay canım kızım kusurabakma yanliş gelmişim..
+Pat!!
-kapiyi kapadi yuzume aa terbiyesiz. Zamani gencliği..


**Dinn dann donn..
+Anne Kapi çalioo..
**Din dan donn..
-oğlum kapiya baksana..
**Din dan donnn.
+Abla kapi çalio..
-yemek yiyorum bakamam..
**Dinnnnnnnnn dannnn donnnnn
+geldim geldim.. kim o? Kim ooo? Kim ooo?
-kapiyi açsana oğlum
+açtim anne
-eeee kim gelmiş
+kimse yok anne..
-tabi açmazsaniz kapiyi giderrrr.. adam!!!.

Friday, March 20, 2009

TURKISH FIGHTING STYLES

Türk Filimleri Dövüş Teknikleri
kavga sahnelerinde, eğer ortalıkta bir havuz görünüyorsa, grup kadar kalabalık olursa olsun, kavga bütün fena adamlar havuza atılana kadar sürer...havuzun gerçekten fena adamlar üzerinde nihai bir etkisi vardır. havuz yakınında kalabalık bir dövüş cereyan ettiğinde, fena adamlar kahramanımız tarafından defalarca yere serilseler bile kalkıp yeniden saldırırlar. ancak havuza atılan asla havuzdan çıkıp tekrar saldırmaz.tabancalı çatışmalarda; kurtulmak için fotr şapka giymek yeterlidir. kesin bir tabudur: fotr şapka takan birinin, şapkası vurulur... ormanda dövüş sahnelerinde, polis tam iyi adam fena adamların hepsini alt eder etmez gelir. kahramanımız nihayet yumruğu atınca, birden bire orman yolunun ortasında arka arkaya dizili iki trafik polisi arabası belirir.polis baskınlarında, kaç polis arabası olursa olsun, hepsinin kapıları aynı anda açılır. öndeki arabadan iki tane pardösülü fotr şapkalı sivil polisle iki tane üniformalı polis, arkadaki otomobil arabalardan dörder tane üniformalı polis çıkar...silahlı çatışma sahnelerinde, fena yer tavandır. tavanlarda fena adamlar durur hepsi tek tek vurulup aşağıya düşer. tavandaki adamın yapabileceği fena şey, arkası donuk olan kahramanımıza nişan almaktır. çünkü tam anda, kahramanımızın arkadaşı tarafından vurulur... eğer başta fena adamın elinde bıçak varsa korkuya gerek yoktur. çünkü durumda, kahramanımız fena adamın kolunu bükerek bıçağı elinden düşürür. ancak elinde bıçak görünmeyen adamlar tehlikelidir, çünkü nihayet anda çıkarıp esas kız esas oğlanın karnına saplayabilir...kahramanımız eğer dayak yiyor ise yerde kum olamasa yapar eder bir avuç kumu fena adamın gözüne atar sahneden itibaren fena adamı dövmeye başlar.kalabalık kavgalarda filmin kahramanını yenmenin pratik yolu, kafasına bir çuval geçirip, çuvalın etrafını iple sarıp, dört bir yandan sopayla vurmaktır...kötü adamlar kahramanımızın üzerine kurşunları boşalttıkları halde, kurşunların hiçbiri isabet etmez. ama kahramanımız bir kurşun ile iki hatta fena adamı öldürebilme yeteneğine sahiptir.kahramanımız intikam yeminleri edip baş fena adamın bulunduğu binaya gittiğinde binanın ilk katı fena adamlarla doludur fakat baş fena adamın bulunduğu dördüncü katta tek bir fena adamın izine rastlanmamaktadır.yine kahramanımız intikam yeminleri etmekte baş fena adamımız korku içinde bulunması gerektiği binanın dördüncü katında beklemektedir. madem baş fena adamımız korku içinde hazin sonun kendisine doğru geldiğini hissedip bütün adamlarını bina içinde toplamaktadır, neden başka bir binada kahramanımızın ölümünü beklememektedir. acaba kadar zenginlik içinde başka binası yoktur?bütün kavgaların sonunda polis gelir. sanki bütün filmi televizyondan izlemiş kimin haklı kimin haksız olduğuna karar vermiş gibi fena adamları tutuklar kahramanımıza teşekkür ederek hadise yerinden ayrılır. yerde dayaktan pestili çıkmış adamların iyi adamlar olmadıklarını polis şip şak anlamaktadır.

TURKISH LIFE STYLE





























Tuesday, March 17, 2009

little funny story !



well there were two friends who are big liers, they wanted to travel so they took the train,one of them has a dark skin color and the other one is white.
when they went on the train, the white one sat in the front alone ,while the otherone sat at the back next to an old french woman.
he said to her: do you know who i am??
she looked at him and said in a strange way : no, why would i know you??
he said : really???
she said in an angry way: i said i dont know you.
he said: well, it's me: koufy annan, G.W.bosh sent me to france for a parliament.
she new he was lying, said to herself while she was standing to change her place: "what a freak!!" , she went and sat next to the white one
she said: hi,i came here because there's a guy in the back who tells crazy stories.
he smiled without knowing that she was talking about his friend and said: really? what did he say?
she said: well he claimed that he's koufy annan and that bosh sent him for a parliament here in france.
he said: WHAT???? no..what a big ******* lier !!! i didnt send anyone for a parliament

Monday, March 16, 2009

GENCLIGIN OGRENCIYE HITABESI


Ey haylaz öğrenci! Birinci vazifen,bütün birlerini kurtarmak,bütün öğretmenlere yalakalık yapmaktır.
Sınıfta kalmamanın yegane temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. Sınıfta seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dişi yada erkek, inekler çıkacaktır. Bir gün sınıfta kalacağım diye endişelenirsen, sınıfta kalmamak için bütün kopya çeşitlerini deneyeceksin. Bu kopyalar arkadaşlarının kağıtları yada senin ufak yazıtların olabilir. Kopya vermeyen yada ispiyoncu arkadaşlar, bu dünyada emsali görülmemiş bir işkenceye mahrum kalabilirler. Cebren ve hile ile tımarhaneye benzeyen sınıfın, bütün köşeleri zapt edilmiş, bütün hocalar başında dikilmiş ve bütün inekler sınıf dışarı edilmiş olabilir. Bütün bu eziklikler içinde bile, bütün hocalar çok psikopat bulunabilirler. Hatta bu manyaklar egolarını tatmin etmek için birbirinden kazık sorular sormuş olabilirler.
Ey kopyacının evladı!.. İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen,sınav kağıdını doldurmaktır.Muhtaç olduğun bilgi, cebindeki küçük kopyada mevcuttur!

Wednesday, March 11, 2009

YOU ARE REALLY PERFECT

1.Oral seks yapar gibi öpüşün,dudaklarını dudaklarınızın arasına alın ve dilinizle dilinde daireler çizin.(dakika bir, gol bir. erkek dudağı lolipop mudur, kornet dondurma midir? neyin arasına alıyorsun sen o dudağı ? oral seks yapar gibi öpüşmek konusuna girmiyorum bile...)



.İki elinizle poposuna kararlı bir biçimde dokunun.(nası ya.. kimin poposuna kararlı

dokunduruyon . alooo )



.Oral seks yaparken şunu unutmayın. ne kadar çok tükürük,o kadar çok zevk.(oldu olacak bir de balgam at temizinden; renk gelsin ilişkiye.)



4.Onun üstündeyken, yalnızca cinsel organının ucuyla size değecek biçimde durun,sonra birden kendinizi aşağı bırakın.(oooldu. bunu takiben suratınızın ortasına birden yumruk yerseniz,şaşırmayın.Bungee jumping yapıyor sanki. 'kendinizi bırakın' mis.lahavle...)



.Onunla çamaşırını çıkarmadan sevişin.sonra da devamı için bir sonraki buluşmaya kadar beklemesi gerektiğini söleyin.(ollllllllldu canım, oldu bebeğim.Yazının başlığını karıştırdın herhalde.erkeği "mest" edecek hareketler demişiz, "katil" edecek değil...)



.Ona resimli bir e-posta yollayın. resim mutlaka seksi olsun,resimdeki kişi ise siz.(sonra ortak çevreden denyonun biri e-mail hesabına dalsın;onbeş dakikada bütün şirketin maymunu olun. bravo, devam...)





. Parmaklarınızın ucunu ıslatıp kulak memelerine dokunun.(takmış bu dokunmaya. kulak memesi kıvamı yemek tariflerinde kullanılır ekseriyetle)



.İpek birşeyler giyin, sonrada çıkarıp onunla vücuduna dokunun.(eh hedef kitle cosmo kadını olunca her gardropta ipek eşantiyon bulunması elbette garanti. sieeee...)



.Onu öptüğünüz zaman alt dudağını hafifce emin.(tamam, buna bir lafım yok.)



10.Seks yaparken gözlerinizi gözlerinden ayırmayın.(oldu olacak you nasty de deyiverin. porno film mi çekiyoruz burada be?)



11.Meme uçlarıyla oynayın.(gıdıklar.Çok pis gıdıklar; bozar atarsınız ambiyansı. Benden söylemesi)



12.Oral seksin üç unsurunu bilin: büyük ağız, hareketli dil, kararlı tutuş.(kararlı tutuş nedir ulan? düşmana karşı taarruza mı geçiyorsun? neyin kararı?)



13.Erkeğinizin üstüne çıkıp, cinsel organını göğüslerinizin altına alın ve dans başlasın.(tahayyül etmeye çalıştım; beceremedim. göğüslerin arasına alın demeye çalışmış herhalde yazar. tabii şu noktada herkes bir Jenna, herkes bir Nadide sultan.)



14. Boynunuzdan öpmesine izin verin . Her ne kadar liseden kalma gözüksede, erkekler bundan büyük zevk alıyorlar.(öpülen taraf zevk alır diye biliyordum ben. bir yanlışlık var burada.)



15.Cool restoranlarda masanın altından ona sıcak hareketler yapın.bacağınızı dizinin arasına sokun, sonra daha yukarı çıkın ve baştan çıkarın.(oldu olacak masanın altına girin ;oynasın.)



16.Onunla yataktayken, başkalarının seks tecrübelerinden bahsedin,bu kanını kaynatacak.(bize ne arkadaşım el alemden?)



17.Ona oral seks yaptıktan sonra, ateşli bir şekilde öpüşün.(yuttuktan önce mı? sonra mı?)





18.Saçlarınız uzunsa,onları açıp, bütün vücudunu okşayın.(ağzına burnuna girsin saçınız; hapşurun güzelcene.)





19.Seks yaparken kendinizi kameraya çekmeye ne dersiniz? teklif kadından gelirse son derece baş döndürücüdür.(tabii, bir de internet sitesi kurduk mu gelsin amatör pornodan paralar.)



20.Elleri kullanmadan oral seks sıfırdır. mutlaka ellerinizide kullanın.(git bi çay koy. o kadar.)



21.Yavaş tempoyla sevişin.(bu seçim meselesi; yorum yapmıyorum.)



22.Ön sevişme sırasında testislerinin arasındaki bölgede parmaklarınızla dans edin.(parmaklarınızla dans edin evet. çok daniella steel okumuş bunu yazan. o çıkıyor buradan. Ki erkek vücudunda testislerin arasındaki bölge yoktur.)

23.Dudaklarınız kulağına dokunacak kadar yakınken,seksi şeyler fısıldayın.(ne gibi?)



24.Parmak uçlarınızla, bütün vücudunda daireler çizin.(bu güzel, sevdim bunu)



25.Orgazma ulastığınızda, tırnaklarınızı hafifçe boynuna geçirin.(ki akabinde de erkek suratınızın ortasına okkalı bir tokat geçirsin. nasıl bir cinsel hayatı olmuş bunu yazan karının çok merak ediyorum.)



26.Elbiselerinizi çok yavas çıkartın. erkekler kadın vücudunu seyretmekten çok hoşlanırlar.(arkaya da bir striptiz müziği, önceki maddeden bir kamera;tamam işte, Şahin K halt yemiş.)



27.Canınız seks yapmak istediğinde erkeğinize söyleyin.erkekler her zaman, her yerde seks için firsat yaratabilirler.(doğrudur)



28.Yatakta yabancı dilde konuşun.(tamam oldu memleket. fuck me repliğini yatağa soktuk mu AB ye girdik demektir. hem bize de you nasty diyebilecek fırsatlar çıkar.)





29.Masaj yağını ılıtın ve erkeğinize bir masaj ziyafeti tattırın.(masaj yağı? ayçiçek yağı olsa olmuyor mu? hem bir de güreş tutardık başlamışken.)



30.Erkeğinizin üzerindeyken, kıpırdamayı durdurun ve içinizdeyken kegel egzersizlerini yapın yani pelvis kaşlarınızı SIKIP bırakın.(buna da bir lafım yok)



31.Dışarı çıktığınızda elbisenizin altına iç çamaşırı giymeyin ve bunu sevdiğinize söyleyin.((bkz: #2163885))





32.Gözünüzü bağlamasını ve size dilediği şeyleri yapmasına izin verin. Bazı erkekler seyredildiklerinde içlerinden geldiği gibi davranmaktan utanırlar(teşhircilik tamamlandı, şimdi bondagea geçiyoruz. iyi uçuşlar.)



33.Yüksek sesle seks dergisi okuyun.(ne?)



34.Barda karanlık bir köşeye çekilip bluzunuzu düğmelerini açın.ellerini içeri sokmasına izin verin.(sonra bir bakin erkeğinizi çekmişler bir köşeye, ağzını burnunu kırmışlar;size doğru geliyorlar. los angeles mi lan burası?)



35.Erkeğinizin parmaklarını emin.(hadi buna da tamam diyelim)





36.Seks sırasında parmaklarınızı ıslatmayı istediğinizde,tükürüğünüzü değil, vajina salgısını kullanın.(seks sırasında içinizdekine ek olarak vajinanıza parmaklarınızı da sokmaya çalışırsanız hastahanelik olabilirsiniz.)

37.Kısmen giyinik seks yapın, sırf bluzunuzun düğmelerini açıp,iç çamaşırınızı kenara çekin.(sutyen kopçasını görmeden açmayı bilirdik de sutyeni yana çekmek ne oluyor?)



38.Ona oral seks yapmadan önce bir bardak buzlu su içirin.(arkadaşım, soğukta büzüşür o alllloooo!).



39.Doğum gününde ona süpriz yapın : ipek çarsaf alarak yatağına uzanın ve onu orada bekleyin.(Tabi... bunu yazan Cosmopolitan dergisinin kesin "ipek çarşafları dergimizin 24. sayfasında reklam vermiş olan home storedan temin edebilirsiniz" şeklindeki imasını anlayabilirsiniz. )



40.Eski bir gömlek giyip, onu üstünüzde parçalamasına izin verin.(burdan da Cosmo dergisi şunu söylemek istiyor. "Gömleğin yenisini 26. sayfada reklam veren Guess mağzasından bonus kart'a 3 taksitle)



41.Onu oral seks yaparak uyandırın.(buna biz de değinmişiz)



42.İş yerine e-posta gönderip ayrıntılı bir şekilde,nerede ve nasıl seks yapmak istediğinizi yazın.(bu e-posta sakat arkadaşım. hem adam işe gitmiş, çalışacak.verimi düşürmenin alemi var mı?)



43.O ayaktayken oral seks yapın.(ağzınıza alırken yukarı, erkeğin gözlerinin içine bakıp saçlarınızı da sola atın. atın ki sağdan çekim yapan kameranın önü kapanmasın.)



44.Hiç bir şey söylemeden seks yapın.Sır dolu atmosfer heyecan verici olabilir.(Sır dolu atmosfer? herkes sevişirken çene mi çalıyor bir yandan?)



45.Doğum gününü pahalı bir restaurant'da kutlamak yerine,ucuz bir motel'e gidip çılgınlar gibi sevişin.(isteyene bahane mi yok be? tövbe...)



46.Seks oyuncakları içeren internet sayfasını ziyaret edin.(ziyarette kalmayın, ticarete atılın. 21 inc bir vibrator erkeğinizi mest etmekle kalmayacak, depresyona sürükleyecektir.Şöyle ki bir noktadan sonra alışmış kudurmuştan beterdir.)

47.Sabah duşunu alırken, sizde girin ve birbirinizi sabunlayın.sonra mı ? vaktiniz varsa seçim sizin..(bu da olur. hem sudan da tasarruf etmiş oluruz belki.)



48. Alt taraflarına indiğinizde bacaklarından süzülün.(bunu anlamadım. nereye süzülüyoruz? Türkçe mi bu?)



49.Bara gitdiğinizde şu oyunu oynayın : birbirinizi tanımadığınızı farzedip,ondan sizi "kandırmasını" isteyin.(ortamdaki elemanlar da "vay be herife bak, yedi ilik gibi hatunu" diyecekler değil mi? değil. .. kaldı ki yazım hatası içeriyor:redface:ndan sizi "kaldırmasını" isteyin olacak.)



50.Orgazm'a yakınken cinsel organının alt tarafını tutun.(isviçreli bilimadamları ve kamasutra düşkünleri bunun farkındalar zaten.)



51.Uykudaymış gibi gece yarısı ona sokulun, sarılın, ellerini alıp sizi elleriyle uyarmasını sağlayın sonrada uykunuza devam edin.(niye ki? adam zaten uyuyor. sen de uyumaya meyillsin.ha adamı uyandırabildiğin durumda o noktadan sonra basladığı işi bitirmeyen olur mu? onu bilmiyorum.)



52.Köpek pozisyonundayken testislerini yakalayın ve onlarla ilgilenin.(köpek pozisyonu - malak emzirmesi. doggy'den direkt tercüme olmuş,bravo.testislerle ilgilenmek nasıl olacak? sinemaya götürüp yemek mi ısmarlıyoruz?)



53. Bardayken onu tuvalete sokun ve hızlı, baş döndürücü seksi deneyin.(sonra güvenlik gelsin; geceyi karakolda ifade vererek geçirin.belki nezarethanede de sevişirsiniz hem. heyecanlı olur.)



54.Ondan en erotik, en çılgın fantezinizi gerçekleştirmenizi isteyin.(- karayiplerin açığında, bir yatta sevişmek istiyorum tuğrul!!! - oha be kızım be!)



55.Tam göbek deliğinin altına dilinizle adınızı yazın.(fikra gibi bu.)





56.Ayakta bir şeyler atıştırırken veya kendine bir kahve hazırlarken arkasından yanasın ve pantolonun düğmelerini açın.(tamam, 55 maddeden sonra porno filmlerden yakalanan materyal tükendi.)

57.Elle oynayan oyunlardan birini deneyin. ellerinizi iç içe koyup,başka bir yerine girip çıktığının hissini verin.(birilerine girip çıkmış galiba. bu nasıl bir anlatım bozukluğudur yarabbim?)



58.Size oral seks yaparken başının hemen yanına bir ayna yerleştirin.bu cesur onu çıldırtacak.(manyak mısınız ulan siz? bırak adam görsün işini; sen de yat zevk almaya bak. )

59.Işıkları söndürmeyin.(insaf.)

60.Göğüs uçlarınızla bütün vücudunu okşayın.(vücut fizik kurallarına aykırı bir açı alır.Sahaya sis iner. kireç buz tutar. kismet.)




61.Sevişirken parmaklarınızı saçlarından geçirin.boynuyla özellikle ilgilenin.(hangi hollywood filminde yok bu kare?)

62.Kanını kaynatmak mı istiyorsunuz ? saçlarınızı arkaya atın ve en ciddi iş kıyafetinizi giyin. gözlüğünüz varsa daha da iyi.5 dakika içinde gömleğinizi açacağından emin olabilirsiniz.(hobaaaa sekreter fantazisi. ama eksik kalmış daha bunun hostesi var, liseli kızı var... peeh)

63.Ona fazla yumuşak dokunmayın.Bu hatayı bir çok kadın yapar,ancak erkekler kararlı, usta dokunuşlardan hoşlanır.(takılmış bu kararlıya. yanına bir de ekuri bulmuş: usta. usta dokunuş ne ulan? işbilir, halden anlar dokunuşu falan mı?)

64.Dilini çıkarmasını isteyin ve onu emerek sonraki adımınızı tahmin etmesini sağlayın.(dilini emin diyemedin mi be?)

65.Gözünüzün önünde masturbasyon yapmasını isteyin ve bunu yaparken ne düşündüğünü sorun.(-ne düşünüyorsun tankut? - angelina...angelina... angelina... angelina...ayrılıyoroz tankut ! )

66.Tatlı öpücükler başlangıç için iyi, ancak seks ilerledikçe ısırmayi, acıtmayı da göz önünde bulundurun.(sadist misin lan sen?)


67.Buzdolabıniı kapağını açıp, üşüyerek sevişin.(a. ne? modele bak; aleti de bozacak durduk yere.illa üşümek istiyorsan cam aç be arkadaşım hasta mısın?)

68.Onu banyoya çağırın ve bikini bölgenizi traş etmesini isteyin. kanı o kadar kaynayacak ki, işini büyük ihtimalle bitiremicek.(bunu yazmışlardı yukarıda.)

69.Dergi okurken veya bilgisayarda çalışırken, sıcak bir striptiz şova başlayarak, herşeyden vazgeçmesini sağlayın.(sonra ertesi gün işyerinden memduh bey çeyrek yıllık raporları istediği zaman boş bir prezervatif paketi verir dimi memduha? kapak niyetine.)

70.Üstde olmayı seviyorsunuz ama arasıra dönün ki güzel poponuzu seyretsin.(bir şey derdim ama neyse...)

71.İnanmayacaksınız belki ama dilinizle göz kapaklarını okşamak erkekleri baştan çıkarıyor.(bunu ben de merak ettim simdi.)

72.Orgazm'a ulaştığınızda bunu bilmesini sağlayın. sesler çok, çok önemli,onlar erkekleri çıldırtır!(bu doğru bak. feedback çok önemli.)

73.Kelimelerle istediklerinizi anlatmaktan çekiniyorsanız elini alın ve ona istediğiniz hareketleri öğretin. dersinizi asla unutmayacaktır.(tamam, bu da olur.)

74.Göğüs uçlarını emmeden önce, bir küp buz emin.(ya oynamasana göğüs uçlarıyla arkadaşım. takılmış kalmış buzda; streptokok olacak.)

75.Ona oral seks yapmaya hazırlanırken, çok hevesli görünün. Bu erkeğinizi çok mutlu edecek ve aranızdaki samimiyeti artıracaktır.(nasıl ya? hevesli görünmek ne demek burada? "ağzıma ver, nolur ağzıma ver hadi lütfen, dayanamıyorum" bu mu? sieeee....)

76.Üstündeyken bacaklarınızla, bacaklarını sıkı bir şekilde kavrayın.(arada testisleriniz ezilsin, hastanelik olsun di mi?)

7.Çıplak iken bacaklarınızı çapraz olarak altına alın ve başını bacaklarınızın üstüne yerleştirip ona bir yüz masajı yapınız.(anlayabilen beri gelsin. ben çözemedim.)

78.Orgazm'a ulaştıktan sonra sıcak, kadifemsi elinizle cinsel organını kavrayın ve bu pozisyonda dinlenmesini sağlayın.(sıcak, kadifemsi el. diyorum ben, daniella steel ekolü bu.)

79.Dantel sütyen, seksi tanga, file çoraplar, uzun topuklu ayakkabılar..havanızda olduğunuzu belirtmek için bunlar yeter.(sonra da biz bakınca baktı oluyor.Her tanga giyeni erkeklerden önce cosmo seks manyağı yapıyor. olay bizim başımıza patlıyor. pis.)

80.Ona oral seks yaparken bir an duraklayın. cinsel organını yalnızca 1 cm ağzınızda olacak şekilde dışarı atın ve sıcak nefesinizi cinsel organının başına üfleyin.(zıvanadan çıktı iyice bu.)

81.Dokunma yasağı koyun. ona aklınıza gelen en sıcak şeyleri yaparken,onun kıpırdamasına izin vermeyin.(onun da eli armut devşiriyor ki kıpraşmayacak. di mi? herkeste dalia lama sanki.)

82.Size yaptıklarından en çok hangi hareketten ve neden hoşlandığınızı açıklayın.(bunu iki dakika önce yapmamış mıydık?)

83.Alt organlarına dokunmadan, orgazm'a ulaşmasını sağlayın.(valla deneyin. ama bu nesil divxle, vcd yle büyüdü. sıkar biraz.)

84.Seks yapmadan önce disk kapaklarının arkasıyla ilgilenin.(disk kapağı ne ola ki?)

85.Tam duştan çıktıktan sonra onu yatağa atın.Vücudunuzun sıcak, ıslak,kaygan dokunuşu onu baştan çıkaracak.(Üşür be insan. gidin duşta sevişin onun yerine)

86.Göğüslerinizin arasına boşalmasına izin verin o görüntüyü kolay kolay unutmayacak.(oldu sana vivid. nefis.)

87.Herkesin içinde onun hayatınızda gördügünüzde en seksi şey olduğunu yüksek sesle söyleyin.(ki ****** durumuna düşün, millet pis pis baksın. Türkiye arkadaşım burası;hangi gezegenden yazıyorsun sen?)

88.Seks yapmadan önce koyu renk bir ruj sürünki, seksten sonra dudaklarınızın ziyaret ettiği her yeri kolayca tespit etsin.(iyice gudikleşmeye başladı bu)

89.Onunla cesur bir şey denemek istiyorsanız, tereddüt etmeyin.çekingenlik zevki öldürür.(ulan cesaretin temelinde yatar zaten bu. neyin tavsiyesi bu daha?)

90.Ellerinizle onu uyarmaya çalışırken, yağ sürüp, arasıra arkasını da ziyaret etmeyi unutmayın.(orda dur.)

91.Üstüne çıkın ve ellerinizle ona çimdikler atın.(hey yumurtaya can veren allahım... adam gibi sevişsen ölür müsün be?)

92.Orgazm'a yakınken testislerini sıkın.O zevk ve acı karışımı son derece baş döndürücüdür.(evet, daha önce de yazıldığı gibi "ananiskym" nidaları baş döndürücü olabilir.)

93.Sabah kalktığınızda banyoya koşmayın. birbirine girmiş saçlarınız ve kirli vücudunuz akşamki seks maratonunu hatırlatacak.(eee? hatırladık, sonra ne olacak?)

94.Seks her zaman ciddi olmayı gerektirmez. şakalar, yaramazlıklar,bazen çok iyi gelebilir.(- hakan? - efendim canım? - temel bir gün bakkala gitmiş...eeee.)

95.Aynı evde yaşamıyorsanız, onu arayın ve telefonla seks yapın.(turkcell'in telefonda seks için indirimli tarife kampanyasıyla ilgili detaylı bilgi sayfa 4'te.)

96.Yatakta bir kadının yaptığı en kötü şey, öylece yatmaktır. pasif kalmayın, kalçalarınızı, ellerinizi hareket ettirin. istekli olduğunuzu hissettirin.(deminden beri iki dakka sabit durmadın ki.)

97.Siz üstdeyken bacağınızın birini başına doğru uzatın, diğerini dizden kırıp kalçasının altında yerleştirin. kendini vücudunun arasında hissedecek.(bunun ön koşulu balerin olmaktan geçer. yoksa yan bağlarda yırtık oluşur.)

98.Öpüsmekten asla yorulmayın.(oldu)

99.Gün ortasında seks yaptıktan sonra, giyinmesine yardım edin. işin sonuna kadar dayanmayıp, yeniden soymaya geçerseniz, hiç şaşırmayın.(şaşırmayın diye tavsiye vermiş. hey allahım, hey yarabbim...)Özetle diyebiliriz ki 3 tane jenerik porno film izleyip gösterilenleri tatbik etmeye çalışmak, biz erkekleri mest ediyormuş; baştan çıkarıyormuş.öyle diyo bunu yazan kadınlar...ee sonra da bize "kadın ruhundan anlamıyor" derler.İnsaf birader; el insaf...


Saturday, March 7, 2009

ünlüler Telefon Hattında Telesekreter Olsaydı ?

BüLent Ersoy
Dünnnyaaa güzeeli dinleyicim ! Aradığın fevkaladenin fevkininde fevkinde bir kişiliyesahip olan efendiliğiyle müstesna olan insana şu anda ulaşılamıyor yawrucum.Seyyar telefonu kapalı yada kapsama alanı dışında olduğunu kuvvetle muhtemeldir..Cenab-ı Hak'ın izniyle bir müddet sonra yinelemenizi istirham ediyorum efendim.inşalahhh düşürüp muhhabbet-i koyuya huzur-u arşa erersiniz...

Reha Muhtar
Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor efendim. Bu kişiye niye ulaşılamıyor?Kayıp kişinin mobil telefonu kapalı yada kendini bilmez bir kaç zibidi tarafındankapkaça mağdur kaldı.. Daha sonra tekrar arayın demedenburdan alçak namussuz ve haysiyetsiz o kişlere seslenmek istiyorum2007 lerin türkiyesinde sizin kibi ahlaksız eşkiyalar yüzünden hala aranan kişilereulaşılamıyor artık buna birilerinin dur demesi lazım!! neyse siz daha sonra yine bi deneyinbelki açar. Her nerede arıyor ve aranıyorsanız..

Banu ALkan
Aradığın kişiye şu anda ulaşılamıyor bebeğimmmmm Tüm hatlarımız doludurBenim hatlarım ise dolgundur. Hazır aradığın kişiye ulşamıyorken bana ulaşmaya nedersinaradığın kişi kapsama alanı dışında belki ama sen beni kapsayabilirsinnHadi söyleee neremi neremiiiiiii ? Durrr nereye
kapamaaaaaa !!!!

Mehmet aLi ErbiL
Eneeee aradığınız adama şuanda ulaşılamıyor..(arayan: Mehmet Ali bey nolur yardım edinn )tamam hanfendi kaç çocuk var ?( 5 cocuk var 3 erkek 2 kız en büyük oğlan evli )allah bağışlasın..ııııı ablacımm hiç çanakkaleye gittinizmi he ? çanakkaledeydim bende geçen gün ...( aaaaaaaaa aradığım kişi çannakkeledemiii )evet bildiniz tebriklerrrrr..( Allah razı olsun M.Ali bey Allah tuutğunuzu altın etsin çok saolunn çoook teşkk )iyi günlerde konuşun efendin alasmarladık...

İbrahim TatLıses
Aradığın kroya şuanda ulaşılamıyo bende ariyem ariyem bir türlü ulaşamıyem.Allah onun cezasını verecek .. üzülme bacım sen o şuan kapsama alanı dışındadırryada naglet olasıca telefoniğ kapalıdırrrAğlama bacım bak benide ağlattın Ben seniiiğğ onla mutlaka görüştürecemhiç mereklanma gönliğ ferah tut daha sonra tekrar dene belki ulaşırsın.

Thursday, March 5, 2009

Sigara Içerken Yakalanan çocukların Cevapları

yakalanan çocuk ve babası arasında geçen hayali diyaloglar ortalık duman altı ve baba birden odaya giriverir ;baba: sen sigara mı içiyon len !?cocuk: ne sigarası , para verdiğin mi var. gasteye çay sardım içiyombaba: sigaramı içiyon len !?cocuk: yok baba , yapay atmosfer bu, hoca ödev verdi , o bakimdan yanibaba: ha ok ozamanbaba: sen sigara mı içiyon len !?cocuk: hee canın mı çekti , içeceksen bak paket ordababa: hönk!cocuk: sen sigara mı içiyon len !?baba: hönk !cocuk: pardon baba replikleri karıştırdımbaba: sen sigara mı içiyon len !?cocuk: ordan bakınca neye benziyoobaba: sen sigara mı içiyon len !?cocuk: yok baba korku filmi çeviriyom , sigara dumanı da efekt şeyyettirsin diye yanibaba: oldu !baba: sen sigara mı içiyon len !? cocuk: öfff be sigarasız bir toplum için el ele ayakları mı yinebaba: hönk !baba: sen sigara mı içiyon len !?cocuk: heee , hatta halka bile cikarabiliyombaba: sigara mı içiyon len sen !?cocuk: ne demiş ünlü düşünür müslüm gürses : " biz babadan böyle gördük "baba: sigara mı içiyon len sen !?cocuk: aslında "sigara içmek" deyimi yanlış baba, sigara su mu ki içilsin , sigara tüttürülür. bunu irdelemek lazim , değil mi babaaababa: bittiyse dayak faslına geçelim diyordumbaba: sigara mı içiyon len sen !?cocuk: yaaf evet de kaçağını vermiş şerefsizlerbaba: sigara mı içiyon len sen ?cocuk: heeee , para olsa daha neler yapacam

Filipinler Gezi Anılarım


Şubat 2007 ve günlerden ne idi hatırlamıyorum ama o gün canım çok sıkkındı ve sonra çok yurt dışı gezileri yapmış olan bir arkadaşım vardı onu aradım canım çok sıkılıyor abi dedim bana dediki " Sen yine miciş miciş kaşınıyorsun gezme vaktin gelmiş" dedi. Belki o haklıydı alışmış kudurmuşdan beterdi ve ben iki gezme sevdalısı olan arkadaşımı aradım onlarla konuştum bu sene nereye gidelim diye.Ali ve Mevlüt abi dedilerki nereye dersen oraya gidelim her yer bize uyar dediler ve filipinler dikkatimi çekiyordu hep.İnsan şu dağın arkasında ne var diye hep merak eder varırkine bir dağ daha vardır ama o artık bir daha merak etmez o dağın ardını aksi halde hep kafayı kemirir durur.Benimkide öyle bir tuhaflıkta filipinleri gezmek ve görmek arzusu beni kamçılıyordu.Bilgi toplamaya karar verdim ve harıl harıl internetden başladım taramaya iyiki varsın "GOOGLE" diyordum kendi kendime. Anaaaa birde ne görsem şura senin bura benim diyorum ama filipinler hakkında gidip gelen bir iki yazı dışında tek kırıntı bulamadım.Bütün gezgin siteleri karıştırdım ama nafile,ancak Ali Baylar adlı bir dostun yazısını buldum onla kontak kurdum mail yolu ile ve elimde tek canlı şahit ali baylar vardı.sağolsun kısa öz bir bilgi almaya çalıştım ama çokta yeterli olmamıştı eee napalım şimdi o zaman en iyi şahit kendi şahitliğindir dedim ve planları yapmaya başladım.Ben prensip olarak bir ülkeye gitmeye karar verince o ülke hakkında radar gibi bir çok bilgiyi tararım. Filipinlerin 7104 adadan meydana geldiğini okuduğumda şaşırmıştım üstüne üstlük bazı günler 7100 oluyormuş 4 adayı sular yutuyormuş :) vede 90 milyona yakın bir nüfus ayrıca fakir bir ülke. Google earth ile manila sokaklarında geziniyordum...Derken yolculuk şekillenmeye başlamıştı.Filipinlere direkt Türkiyeden uçuş yoktu mutlaka aktarmalı olacak oda sadece Emirates uçuyordu fakat bahreyn de giderken ve gelirken çok bekliyordu biz onu tercih etmedik. THY ile Bankong a uçacaktık ordanda Cebu pacific airlines ile Manilaya uçacaktık.27 mart 2007 için ben üç kişilik biletimizi satın aldım İstanbul-Bankong ve 8 saat kadar Bangkongda bekledikden sonra Cebu pacific airlines den Bangkong-Manila biletinide aldım internetten.Biletler gidiş dönüşlüydü Bangkong-Manila arası 400$ idi. plan göre 9 gün Filipinlerde kalacaktık Dönüşte iki gün Tayland'da kalacaktık nede olsa Tayland bizim ilk göz ağrımızdı kendi evimiz gibi sayılıyordu. Bu arada planda eğer filipinlerden hoşlanmaz isek Taylanda erken dönecektik bu bir ihtiyat düşüncesi idi.
Ve gün geldi çattı...Valizlerimiz hazırdı tropikal bir iklim için lazım olabilicek giysilerimiz ve diğer eşyalarımız vs... ben iki tane 2 Gb lık foto makinam için kart almıştım oda yetmedi birde yedek bataryasını almıştım hiç bir anı sudan sebeblerle kaçırmak istemiyordum. Saat 18.00 gibi Kahramanmaraş-istanbul Uçağına bindik ve istanbul Atatürk hava limanındayız. Bu arada arkadaşımızın birinin msn den bir arkadaşı bizi yolcu etmeye gelmişti sanal denilen şey aslında hızlı ve kolay iletişimden başka şey değildi. sonuçta makinalar konuşmuyordu biz insanlar konuşuyorduk ve saat 23.45 e kadar uçağımızı beklemek üzere Axess kartın Wings Longue salonuna geçtik.Ben orda otururken baktım bir çekik gözlüde oturuyor orda hemen kontak kurmaya çalıştım. "where are you from" dedim from Japan deyince başladık bir sohbete güzel hoş bir japon hanım efendi idi Unicef'de görevli imiş Azerbaycan'a gitmek için aktarma yapmak için bekliyordu maillerimizi yazarak vedalaştık.
Tam 23.45 de uçağımız havalandı ve 9 saat 15 dakika sürecek İstanbul-Bangkok yolculuğu başladı.THY iyi bir hava yolu şirketi ama ah birazda pahalı olmasa çok daha iyi olacaktı.Ben ve ali biraz sonra uyumuşuz fakat Mevlüt abi uyumamış ve sabaha kadar uçağın tuvaletini yol geçen hanı etmiş çünkü " Bedava diye Wings salonunda fazla kaçırınca üstüne hosteslerede epeyce hizmet ettirince" olan olmuş ve sabaha kadar tuvalete git gel yapmış :).
Tayland saati ile 14.00 civarı Bangkonga inmeye başlıyoruz ve ben havadan bir kaç bangkok resmi almaya çalışıyorum makinamla ve Taylandın yeni yapılmış hava alanına iniyoruz eski hava alanı Don Muang International Airport artık iç hatlarda kullanılıyormuş.Yeni hava alanı Suvarnabhumi Airport çok modern ve dünyanın sayılı havaalanlarından biri olmuş.
Check out işlemlerinden sonra biraz para bozduruyoruz yaklaşık 8 saat kadar vaktimiz var Bangkongu gezmek için vede bir planımız var!.
ilk Taylanda geldiğimiz 1999 yılında Pattayada bir arkadaşımız vardı Julie ceap kendisi bize adresini vermişti ve evlerinin eski Hava alanı Don Muang International Airport a yakın olduğunu söylemişti onu bulalım dedik kendi aramızda nasıl olsa vaktimiz vardı ama ne cep telefonu nede normal herhangi bir telefona sahip değildik vede tam 8 yıldır bir kere bile kontak kurmamıştık.Bir taksici ile anlaştık bizi bu adrese götür diye pazarlıkta yaptık fiyat konusunda, aslında ben şahsen çokda ümitli değildim bulabilme konusunda ama macera olur dedik en azından. Şura senin bura benim derken 1 saat kadar yol aldıkdan sonra sokak aralarında bizim taksici Julie nin 8 yıllık önceki resminide göstererek arıyor.uzun lafın kısası mahallenin muhtarıda devreye girdi adam sağolsun siz oturun dedi hanımı bize su ikram etti kendisi motosiklet ile aramaya gitti bizim taksici ile, veeeee adresi bulmuş olarak döndü. Aslında adresi değil taşınmış olduğu yeni adresi bulmuştu. Bizi eve götürdüler vardıkki Julie nin babası evde kendisi kızları ile markete gitmiş oturduk bekleyeme başladık bu arada Taksici bizim için bir kahramandı tabiki muhtarın payıda az değildi.
Bu arada julie eve gelirken tüm mahalle halkı diyorki seni üç tane beyaz turist arıyordu.Julie de eve merakla geliyor ve ilk buluşma anı Julie tanımakta zorlandı kendi ağzından: " Sizi görür görmez tanıdım ama nerden where where where diye düşünüyorum" dedi. Tabiki sonunda çığlık atarak adlarımzı saydı. O an çok güzel ve unutulmazdı bizim için, 8 yıl aradan sonra yeniden buluşmak. Julie nin iki küçük kızı kocaman genç kız olmuşlardı ve biz evden julie de alıp bir arap lokantasında yemek yedik sonra yorgunluğumuzu atmak için bir Thai masaj salonuna girdik masaj yaptırdık ve vakit gelmişti Julie veda ederek Suvarnabhumi Airport un yolunu tuttuk. Check in işlemlerinden sonra Cebu pacific airlines uçağına bindik 4 saat süren Manila yolculuğumuz başladı.hayatımızda hiç bu kadar uçakda üşümemiştik uçağımızın içinde çok soğuk hava vermişlerdi ve ikramları para ile veriyorlardı ki biz bunu ilk defa rastlıyorduk.örtünmek için battaniyede vermediler malesef belkide bizden başka üşüyenmi yoktu bilemiyorum.
Derken sabahın ilk ışıkları ile saat 05.00 gibi Manila Ninoy Aquino Internatioanal hava alanına iniyoruz.Çıkış işlemlerini yaptırmaya uğraşırken biraz gecikmiştik daha önceden internetden tanıştığımız rehberlerimiz bizi hava alanı dışında bekliyorlardı biz geç kalınca Mr. ali, Mr.Mevlüt,Mr.Ökkeş diye bizi anons ettirmişler fakat ben hiç duymadım ama diğer arkadaşlarım duymuşlar. iyi be dedim bizim için kaygılanan rehberlerimiz var bu iyi bir şans dedim.Dışarı çıktığımızda rehberleri göremedik polise sorduk onlarda sizi arıyordu dedi bizi onlara götürdü meğerse yolcular haricindeki kişileri hava alanı içerisine sokmuyorlarmış bunuda öğrenmiş olduk. Rehberlerimizle ilk defa yüz yüze görüşüyor idik onlarında okulları kapanmıştı. 28 martta tüm filipinlerde okullar yaz dönemi tatiline giriyor.Daha önceden internet üzerinden bulduğum Millennium Plaza hotele yerleşmek üzere taksiye atlıyoruz.Giderken Manila sokaklarına ve caddelerine bakıyoruz ilk defa geldiğimiz bu ülkeyi tanımaya çalışıyoruz ve nihayet otelimizdeyiz. Otelimiz üç yıldız ve çok temiz bir otel geceliği 50$.ilk gün dinleniyoruz zaten doğru dürüst uçakta uyuyamadık vede donmuştuk....
Aslında hayat stantdardı düşük olan fakir ülkelerde turizmde tam oturmamışsa otel fiyatları hep yüksek oluyor çünkü rekabet ve ucuzluk olmuyor.Bana 50$ biraz pahalı geldi oraya göre tabiki ama ilk günden ucuz dandik bir otelde aramadık. Bu arada internet fiyatı ile real fiyat biraz farklı oldu internetden rezerve etsek daha ucuz olacakmış.Duş alıp biraz dinlendikden sonra bir şeyler yemek için Makati sokaklarina çıktık bu arada hemen belirteyim Makati Maniladan biraz ayri bir bölge daha temiz daha elit tabakanin olduğu otellerin ve şirket ofislerinin olduğu bir ilçe konumunda ama manilaya bitişik gibi bir yer.İlk yemeğimiz için bir filipin restorantını seçtik ve et içermeyen vejeteryan bir pizza söyledik. Afiyetle karnimizi doyurdukdan sonra sokaklarda adimlamaya başladık ilk dikkatimizi çeken şey Jeep Dolmuşlardı yani bizdeki dolmuş mantığı onlarda eski Jeepleri kesip arkasına kasa tasarımlı bir hale getirip sağı solu açık dolmuş yapmışlar.Eğer filipinlere giderseniz bunu mutlaka deneyin halkın arasına karışmak başka keyif veriyor insana ki o zaman o bölge insanını daha iyi tanıyorsun.Makati sokaklari gece hayati için gerçekden çok renkli belki tam Pattaya gibi değil ama yinede çok renkli idi.Taylandada bildiğim ama Filipinlerde daha belirgin ve tam bir sektör haline gelen Karaoke salonlari var bu salonlar bir oda şeklinde içeride ses sistemleri ve büyük ekran televizyon var istediğin müziği listeden seçip söyleyebiliyorsunuz...
Bizim Mr. Ali Ancho Mahooo diyerek epeyce yırtıldı hepmiz gülmekden yerlere yattık.Mevlüt abide Ferdi den asıldı ama karaokeden değil tabiki, fakat odanın içi "Gurbetin kahrını sen çekemezsin" ile inim inim inledi.Bu karaoke odaları hoşuma gitti kendi grubunla kendin çal kendin oyna türü bir şey ve biraz kurt dökmeye iyi gelir...
Bizim vardığımız tarihte Paskalya bayramı hazırlıkları vardı her yerde isa heykelleri süsleniyordu yani gözle görülür bir şekilde tam bir bayram havası vardı manila sokaklarında...Filipinlerin büyük çoğunluğu Hıristiyan ve ikinci resmi dilleri ingilizce. Eğer ingilizcesini geliştirmek isteyenler varsa ingilizlere vize diye yalvaracağınıza buraya gidin diyebilirim. Filipinlerde hayat ucuz ama Manila o kadar ucuz değil fakat manila dışı şehirler daha ucuz...
iki gece Makatide kaldıkdan sonra biraz açılalım dedik ve Boracay denilen bir Turizm bölgesine gitme planları yaptık fakat maliyet hesabı yüzünden tekrar iptal ettik araba ile 5 saat çekecek olana Subic'e gitmeye karar verdik bir taksi kiraladık akşamdan sabah geldi bizi aldı 5.000 peso yaklaşık 110$ ediyor.Yollarda yemyeşil ormanların arasında süzülerek yol almaya başladık. Yollarda seyyar satıcılar gördük ve ben merak ettim ne satıyorlar diye inip inceledik birde ne görsek yengecler diri diri capcanli orman ortamindan toplaniyormus deniz yengeclerinden farklı bir rengi vardi. Ben korkarim o tur şeylerden elime almadan uzaklaştım.
Gün batımından biraz önce Subic'e vardık ve o muhteşeh sahile kayıtlı olarak giren ilk üç Türk biz olmuştuk daha önce hiç bir Türk gelmemis Subic'e ve o kadar güzel gün batımı fotoğrafları çektimki her biri ödüle layık.Akşam üzeri subic deki en iyi otel olan Subic International Hotel'e yerleştik.
Deniz sevenler için Subic harika bir yer, aslında deniz demem yanlış olur çünkü Filipin adaları Okyanusla çevrili.Subic şehrinde bölge ikiye ayrılmış sıradan halkın yaşadağı bölge ve elitlerin yaşadığı bölge buda gözlerden kaçacak bir şey değil ki şöyle: bir akşam halkın yoğun olarak yaşadığı diğer bölgeye geçtik geçerken bir şey soran olmadı dönüşte ise yanımızdaki filipinli rehberimiz kimlik göstermek ve bizimle geldiğini söylemek zorunda kaldı...Yine Subic'de Filipinlerin meşhur dondurması "Halo Halo" yu tatdık Ali Baylar abinin gitmeden okuduğum yazısına binaen fakat ben çok hoşlanmadım bizim Pekmezi Kar ile karıştırdığımız gibi bir şeydi...
İki günlük Subic maceramizdan sonra tekrar Manila'ya donuyoruz.Bu donuste otelimizi degistirdik biraz daha uygun bir oteli tercih ettik ve sonra anladıkki iyiki o oteli tercih etmişiz. Farklılığı şuki otelin mutfak bölümü var ve full bütün her şey var bıçak takımından kaşık takımına kadar.Ali abi Tutturdu size Melemen yapacağım. Pazara gittik epey bir malzeme aldık, ali abi sağolsun bize harika menüler yaptı sonraki günlerimizde kahvaltılık malzemelerle kahvaltımızı otelde yaptık.Filipinlerde yemek konusunda hiç bir sıkıntı çekmedik bir gün bir INDIA restorantına gidelim dedik çünkü kapıda arab,iran ve bir çok ülke mutfağına hitap ettiğini yazıyorlardı şurdan bir kebap yiyelim dedik ve yedikte ama ardından kazıklı bir fatura gelince daha bir daha kebap yermiyiz!!!!. Nasıl olsa ülkeme dönünce bol bol yerdim :)
Bir akşam Manilada meşhur bir yer olan Disco Nirvana ya gittik muzikli ve bol danslı bir gece idi muhteşemdi tek kelime ile canlı müzik vs...Ve yine akşamları Manila sahilleri çok güzel oluyor sosyal aktiviteler ve insanlarla konuşmak sohbet etmek için çok elverişli ortamlar oluşuyor.Dokuz gün su gibi akıp geçti ve şu anıyı nakletmeden geçeyeceğim: Filipinler haliyle fakir bir ülke bir akşam ben uyuklarken Mevlüt ve Ali abi rehberlerden birinin mahallesine gidiyorlar ve daha sonra evine aslında rehber kız mahallesini ve evini göstermek istemiyor ama buna rağmen varılıyor ve ali anlatıyor; Yerde hiç bir sergi yoktu kuru bambu ağaçlarından yapılmış bir sedir vardı verecekleri bir şeyleri yoktu ve biz burda bir balık ızgara yapalım dedik onlarda kabul ettiler ve halk pazarına gittik pazardan epeyce balık aldık çok ucuz ve salatalık malzeme ve tekrar döndük ev sahibi adam mangalı kazıyarak tertemiz etti ve ben tabak istedim, istedim ama bin pişman oldum rehber kulağıma "bunların tabakları yok" dedi ve sonra yan komşudan bir yerden almışlar.Bir balık ızgarı yaptık bütün alile ile kumkuru yere bağdaş kurup oturup hep beraber yedik...Bize karşı o kadar mahçupluklarına rağmen o kadar misafirperverdilerki ben onların misafirperverliğini asla ve asla unutamam.
Tabi bütün bu olan bitenleri bana bir gün sonra anlattılar ben kaçırmıştım bu son derece önemli anları...
Filipinlerden dönüş vaktimiz gelmişti ve hava alanında rehberlere veda ettikden sonra uçağımıza bindik tekrar donmamak için bu defa tedbir almıştık :) ve Bangkok hava alanında idik aktarma işlemlerinden sonra THY ile istanbula direk uçuşumuzla Filipinleri noktalamıştık.
Aklımda Kalanlar:
Filipinlere 10 günlük geziler yetmez keyif almak için daha uzun zamana ihtiyaç var çünkü 7104 tane adadan oluşna bir ülke.
Filipin halkı fakir ama mutlu olan bir halk dünyada en mutlu halklar sıralamasında ön sıradalarmış..Zaten asık suratlı kimse görmedim.
Jeep dolmuşları ve motosiklet taksileri asla unutmadım...
Ulusal kahramanları Jose Rizal tam bir efsane ispanyollara karşı verdiği mücadele tam bir destandı ve adına yapılmış ulusal parkı gezerken büyük keyif almıştım.Buharda balık yemenin keyfini başka hiç bir yerde alamadım.

Tuesday, March 3, 2009

Sana Seni Yaziyorum…


Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya,başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde kağıdı,kalemi elime alıp,seninle dertleşmek,yalnızca sana yazmak ve yalnızca seni özlemek geliyor içimden.Sana yazmak.”Sana seni Yazmak”Seni ve yüreğimde anlam bulan duyguları…Sana ait yüreğimin derinliklerinden kopup gelen artçı şokları anlatmak ve toprağı alnından öperken yağmur taneleri,tüm banliğimle sana yağmak istiyorum…Bu gece dudaklarımdan dökülen her kelimede sen varsın ve yine sen varsın yarım kalan sevdamın eksik taraflarında.Bomboş ve sessiz kaldırımlarda yürürken seni haykırıyorum sensizliğin inadına! Bu sensizlik gecesinde sevdamın en ücra köşelerine seni yazıyorum.Bu gece gene yağmur yağıyor.Yağmur yağıyor gönlümün sensizlikle yanan her yerine.Yağsın,yağsın ki saklasın sensizliğimde döktüğüm gözyaşlarımı!Ve yine saklasın sensiz geçen bomboş hayatı…İşte seni haykırıyorum sensizliğe alışamamış yüreğime,işte seni yazıyorum!!!Bu gece gene yağmur yağıyor.Senyoksun oysa biliyorum ve üşüyorum sensiz kaldığım saatlerde. Gözyaşlarımı efkarıma kattım bu gece. Sevdamı,umudumu ve seni kızgın bir sel gibi kalbime akıttım.Bu gece yağmurla beraber gözyaşlarım yağıyor ve ismini yazıyor sensizliğin acısı ile kıvranan kaldırımlara.Süzülen her damlada sen vardın ve yine sen vardın gecenin en karanlık anında. o,doya doya bakamadığım gözlerin,gözlerimin içine bir kez daha değseydi ve tebessümünden bir gül açsaydı yanaklarında,yetmez miydi? Bir bakışın bir ömüre değmez miydi?İsmini kazıdığım kaldırımlara sanki sen yağıyorsun yağmurla birlikte ve sevgin yağıyor yüreğime…Yalnız ve bomboş odamda sen varsın hala.Hala sensizliğim duruyor yanı başımda…Bu gece gözyaşlarım yağıyor sensizliğimle birlikte kaldırımlara.Seni arıyorum,erimekteyim…Karanlık geceye inat ay gökyüzünde…Ve gökyüzü yüreğimde……….